Background

Asıl Aile Dizimi: Kuşaktan Kuşağa Aktarılan Kadınlık Rolü

Son yılların popüler kavramlarından biri “aile dizimi”; danışmanlarıyla, kitaplarıyla, hatta dizileriyle büyük bir fenomene dönüştü. Kavramın temel iddiası şu: Travmaların, mutsuzlukların ve bazı davranış kalıplarının yalnızca bireysel olmadığı; nesilden nesile aktarıldığı. Çözümün ise çeşitli seanslar ve terapilerle mümkün olduğu söyleniyor. Bilimselliği hâlâ tartışmalı olsa da milyonlarca insanın, özellikle kadınların ilgisini çektiği açık. Ama bu kavramın iddia ettiği gibi bir aile mirasından söz edeceksek, bu benim açımdan kuşaktan kuşağa aktarılan kadınlık yüküdür. Kadınların kuşaktan kuşağa devraldığı en büyük miras travmalar değil; görünmeyen emek, bakım yükü ve eşitsizliğin ta kendisi. Çözümü de sadece seanslarda, terapilerde değil; toplumsal mücadele.

44 yaşında iki çocuklu ben, altı çocuk büyüten annem, on çocuk doğuran anneannem ve bugün güzellik, zayıflık, görünürlük baskısıyla boğuşan kızım… Dört kuşak kadın. Dört farklı dönem. Ama aynı hikâyenin farklı bölümleri. Anneannem Birinci Dünya Savaşı sonrası yoksulluğun içine doğmuştu. Savaşın yarattığı korku, açlık, güvensizlik ve toplumsal travma onların hayatının bir parçasıydı. Kadın olmak onlar için çoğu zaman dayanmak ve hayatta kalmak demekti.  Annem baby boomer1 kuşağındandı. On çocuklu bir ailede, sevgi ve ilgiden nerdeyse hiç pay alamadığı bir dünyada büyüdü. Çocuk yaşta çalıştırıldı, erken evlendirildi, kayınvalide baskısıyla yaşadı. Bazen sofrada neyi yiyip yiyemeyeceğine bile başkaları karar verdi. Ama yine de altı çocuk büyüttü.

Ben başka bir dönemin kadınıydım. Üniversiteye kapağı atabilmiş, şehir hayatını, interneti, “özgür kadın” fikrini görmüş bir kuşak. Ama doğrusu hayat Sex and The City2 dizisine benzemiyordu; biraz kandırılmıştık. Annem ve anneannemin aldığı yüklerin üstüne bir de çalışırken çocuklarını ihmal etmenin suçluluk duygusu ve “iyi çocuk” yetiştirmenin bitmeyen performans kaygısı eklenmişti. Belki onlar emeklerinin karşılığında para almıyordu; benim için değişen tek şey aylık bir gelirim olmasıydı sanki. Üstüne de işten kalan zamanda, erkenden uyumak yerine çocuklarımla kaliteli vakit geçirmeliydim.  Benim neslimdeki birçok kadında bile hâlâ ev işlerinin bir emek biçimi ve bu emeğin bir karşılığı olduğu bilinci yerleşmiş değildi. Yeterince güçlü olursam ve çalışırsam özgür kadın olacağıma inanıyordum. Bunun bir erkeğe kıyasla iki kat mesai yapmak demek olduğunu ise kimse söylemiyordu. Ve şimdi kızım…Başka bir kadınlık biçimi kurmaya çalışıyor. Ama bazen düşünüyorum: Gerçekten zinciri mi kırıyor, yoksa başka bir kadınlık yükünün içine mi doğuyor? Çünkü onun dünyasında savaş ya da açlık yok belki ama başka baskılar var: Güzel görünmek, zayıf olmak, beğenilmek, görünür olmak, kusursuz görünmek.

Eskiden kadınlardan sessizce fedakârlık bekleniyordu. Şimdi ise sürekli kendilerini inşa etmeleri, geliştirmeleri ve sergilemeleri bekleniyor. Biçim değişiyor ama yük tamamen kaybolmuyor. Kadınlar gelişirken erkekler eşitlik konusunda aynı hızda dönüşmedi. Bu nedenle erkekle tam manasıyla eşit olmak isteyen ve daha azına evet demeyen kadınlar için ilişkiler giderek zorlaşıyor. Üstelik insanların daha yalnız yaşadığı, dijitalleşmiş bir dünyada kalıcı ilişkiler kurmak da eskisinden daha kırılgan hale geliyor. Eşitlik talep eden kadınlar çoğu zaman hâlâ geleneksel/ ataerkil ilişki beklentileriyle karşılaşıyor. Böylece yalnızlık, modern kadın için yeni bir bedel haline geliyor.

Eşit Bir Birey Olmak İstemenin Bedeli

Kızımı bekleyen zorlukların en ağırı, tüm bu kahreden rollerden sıyrılıp gerçekten eşit bir birey olarak var olabilmek, içindeki güçlü sevme ve sevilme isteğine rağmen bir erkeğe bağlanmadan da yaşayabilmenin mümkün olduğunu idrak etmek, bir aile kurmadan önce birey olarak saygı görmeyi talep etmek, görünmeyen emeği görünür hale getirmek; ev, çocuk, mutfak ve duygusal yükü paylaşmayan erkeklerle hayat kurmamanın da bir seçenek olduğunu tartışmadan kabul etmek.

Elbette sevecek, aşık olacak, istediği her insanı dahil edeceği güzel bir hayat kuracak. Ama kadınlığın fedakârlıkla kanıtlanamayacağını çevresine kabul ettirmek zorunda.  Bir eve, bir erkeğe ya da eksiksiz bir aileye sahip olmak uğruna kendini tüketmek zorunda olmadığını her an idrak etmeli ve çevresine anlatmalı. İnsan bazen başka şeylere sahip olarak da var olabilir: Kendi emeğine, kendi zamanına, kendi huzuruna, kendi hayatına. Çünkü hiçbir erkek gelip bunları ona vermeyecek, öyle ya da böyle kendi elde etmek zorunda kalacak.

Zinciri Kır Kızım

Bu düzen seninle başlamadı; ama belki seninle bitebilir. Zaman zaman çok kızdığımız erkekler, bu sistemi kurmadı ama sürmesine sessiz kalıyor. Ve artık hayatımızdaki erkeklerin de bu düzende özne olarak bir seçim yapmasını bekliyoruz. Gerçekten “medenileşmek” yalnızca teknolojiyle, kıyafetle ya da şehir hayatıyla olmuyor. Hayatın her alanında modernleşirken konu kadınlara gelince yüzlerce yıllık düşüncelere sarılmayı bırakmaları gerekiyor. Kadın güçlü olsun ama erkeği rahatsız edecek kadar değil, diyerek şart koşan dayatmaları reddetme zamanı geldi.

Ailenin ve toplumun sana aktardığı ataerki mirasını kırarken kollektif mücadele ve dayanışma bilincine sahip insanlarla çevrili olmamız lazım. Şifayı çocukluk travmalarımıza dönerek değil; birbirimizin yükünü paylaşmayı öğrendiğimiz yerde bulacağız. Kadınların bu aile mirası lanetini ancak kolektif bir kadın dayanışması kırabilir. Bu bilinç ancak dayanışarak ve her gün her gün bıkmadan hayatın her alanında bu düşünsel mücadele verilerek bitebilir.

Dipnotlar:

  1. Baby boomer kuşağı: II. Dünya Savaşı sonrası doğan, kalabalık nüfus artışı döneminin kuşağı. Genellikle geleneksel aile yapısı ve keskin çizgilerle çizilmiş kadın-erkek rolleri içinde büyüyen nesil olarak anılıyor. ↩︎
  2. Sex and the City: 1990’lar ve 2000’lerde çok etkili olan, şehirli, çalışan, ekonomik olarak bağımsız kadınların aşk, kariyer ve arkadaşlık hayatını anlatan popüler dizi. Bir dönem “özgür modern kadın” fikrinin sembollerinden biri olmuştu. ↩︎
Editör: Sinem Yıldız
Düzelti: Sinem Yıldız
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sabâ Esin, Seda Bedestenci Yegâne, Sinem Yıldız
Seslendirme: Yağmur Kaymakçı

Kadın Vardiyası – 2023
Bize Ulaşın: [email protected]

Login to enjoy full advantages

Please login or subscribe to continue.

Go Premium!

Enjoy the full advantage of the premium access.

Takipten Çık:

Takipten Çık Vazgeç

Cancel subscription

Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.

Go back Confirm cancellation