Background

Sınıfın İçinde, Ataerkinin Gölgesinde Sendikalarda Kadın Deneyimi: Dr. Irmak Saraç ile Söyleşi

Sinem Yıldız

1 Mayıs’ı daha yeni geride bırakmışken, emek mücadelesini konuşmanın en yoğun, en görünür olduğu bir eşikteyiz. Ama bu eşik anlarında bazı şeylerin hâlâ gölgede kaldığı tespitini yapmamız gerekiyor. Kadın emeği, sendika içindeki kadınların deneyimi, örgütlenmenin gündelik hayatta karşılaştığı sınırlar… Bunlar çoğu zaman ya tali bir başlık olarak geçiliyor ya da hiç konuşulmuyor.

Kadın Vardiyası olarak bu dosyada, farklı meslek örgütlerinden, işkollarından ve sendikal deneyimlerden kadınlarla bir araya gelmek istedik. Amacımız tek bir “kadınlık deneyimi” anlatmak değil; tam tersine, sendikaların içinde, kenarında ya da dışında konumlanan farklı kadınların sözünü yan yana getirmek. Çünkü aslında sendikalar hak mücadelesinin olduğu kadar zamanda ataerkil ilişkilerin de yeniden üretilebildiği alan olabiliyor. Ama tam da bu yüzden, dönüştürülme potansiyelini de içinde taşıyorlar.

Görüşmeleri iki eksen üzerinden kurguladık. Her katılımcıya sendika içinde kadın olmanın ürettiği sınırlar, kadın komisyonlarının işlevi ve 1 Mayıs hattında kadın emeğinin yeri üzerine ortak sorular yönelttik. Bunların yanı sıra her katılımcıya kendi işkolu ya da meslek alanının özgül dinamiklerini açığa çıkarmaya yönelik, o alana özgü bir soru da yöneltmek istedik. Bu söyleşiyle sendika içinde kadın olmanın ne anlama geldiğini, kadın komisyonlarının neleri mümkün kıldığını, bakım emeği ile örgütlenme arasındaki gerilimi ve 1 Mayıs’ın ardından kadın emeğini nasıl yeniden düşünmemiz gerektiğini konuştuk.

Söyleşi dizimizin bugünkü konuğu Türk Tabipleri Birliği – İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Irmak Saraç olacak.

1. Sendikalar çoğu zaman eşitlik mücadelesinin örgütleri olarak görülse de pratikte erkek egemen ilişkilerin yeniden üretildiği alanlar olabiliyor. Sizin deneyiminizde sendika içinde “kadın olmak” ne tür görünür ya da görünmez sınırlar üretiyor? Bu sınırlar daha çok gündelik ilişkilerde mi, yoksa karar alma mekanizmalarında mı yoğunlaşıyor?

Dr. Irmak Saraç: Her şeyden önce Dev Sağlık İş üyesi olsam da orada aktif çalışmıyorum. Esas olarak İstanbul Tabip Odası ve TTB’de aktifim. Çok şanslıyım ki, TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu ve İTO Kadın Komisyonu çok güçlü. Örneğin 2014’te dâhil olduktan sonra o zaman başlatılmış olan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgemiz” ile ilgili çalışmalara ben de katılmıştım. Bu belge, 2018 yılında İTO genel kurulunda, 2021 yılında da 73. TTB büyük kongresinde kabul edildi ve sonrasında da bununla ilgili birimler kuruldu. Yönergemiz olmasına rağmen erkeklerin nasıl diğer erkekleri koruduğuna şahit oluyoruz maalesef.  Komisyonlardan ve gruptan çıkarma kararı alındığında mağdura ne olduğu sorulmadan önce erkeğin ne zaman geri döneceği soruluyor. Erkek dayanışması tüm çatlaklardan sızmaya çalışıyor, biz de o çatlakları tutmaya çalışıyoruz. Yine 2006 TTB 55. Büyük Kongre kararlarına göre %40 cinsiyet kotası olmasına rağmen bu kota maalesef her ilde yerine doldurulamayabiliyor.

2. Sendika içinde kadın komisyonları / kadın meclisleri varsa ya da yoksa, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yapılar sizce gerçekten sendikal politikayı dönüştürebiliyor mu, yoksa kadınların sözünü ayrı bir alana sıkıştıran bir işleve mi sahip oluyor? Kendi deneyimlerinizden de örnekler, anılar paylaşabilir misiniz?

Dr. Irmak Saraç: Kadın komisyonlarının kesinlikle dönüştürücü olduğuna inanıyorum. Her yaş grubundan ve farklı deneyimden kadınlarla birlikte olmak hem hayata dair hem meslekte kadın olmaya dair hem de mücadele edilen karma örgütlerde yaşananlara dair dönüştürücü ve iyileştirici. Her zaman gözetildiğinizi hissetmek (örneğin toplantılarımızı çocuğu olan arkadaşlarımızı da gözeterek daha geç başlatıyoruz), bir sorun karşısında arkanızda komisyonun varlığını hissetmek güçlendirici. Geçmişte sadece kadın hekim olduğum için yaşadığım ayrımcılıkları nasıl normalize ettiğimi komisyonda çalışmaya başladıktan sonra fark ettim. Ya da olağanüstü bir durumda kadınların kadın oldukları için yaşadıkları zorlukları daha net gördüm… Kesinlikle kadınların sözünü ayrı bir alana sıkıştırdığını düşünmüyorum. Tam tersi her yerde daha güçlü çıkıyor sesimiz. İTO özelinde mesela gruplarda çok daha rahat müdahale edebiliyoruz. Herkesin tatlı bir çekincesi oluyor:)

3. 1 Mayıs genellikle sınıf mücadelesinin en görünür anı. Ancak kadın emeği çoğu zaman ya görünmez kalıyor ya da tali bir başlık olarak ele alınıyor. Sizce bugün 1 Mayıs hattında kadın emeğini ve toplumsal yeniden üretim alanını merkeze almak ne anlama geliyor? Sendikalar bu konuda nasıl bir dönüşüm yaşamalı?

Dr. Irmak Saraç: Kadının görünmez emeğini sürekli anlatmak ve görünür kılmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Görünmeyen bu ev içi emek hem sermayenin hem erkeklerin işine geliyor. Görünmeyen emek sadece bakım emeği değil elbette ama bu da çok önemli bir kısmı. Kapitalizmin bakım ile ilgili krize önerdiği çözüm, kadınların evlere dönüp bunu üstlenmesi. Örgütlü mücadele; bununla ilgili nitelikli ve 7/24 açık, ücretsiz kreşler ve bakım evleri talep edebilir, etmelidir de. İşin bir boyutu bu ve önemli elbette ama bunun tek başına yeterli olduğunu düşünmüyorum. Ev içi işler eşit bölüşülmediği sürece kadınların yükü azalmayacaktır. Kadınların örgütlü mücadeleye katılmalarının önündeki en önemli engellerden birinin bu olduğunu biliyoruz. Katılamadıklarında tabii ki temsil güçleri azalıyor ve birtakım adamlar onlar adına ya da onlara rağmen kararlar alıyor. Ayrıca görünmeyen emeğin görünür kılınması ücretli bir işte çalışmayan kadınların emeğini de görünür hale getirmesi açısından önemli.

4. Tıp alanı yüksek uzmanlık, yoğun çalışma temposu ve güçlü mesleki hiyerarşilerle şekilleniyor. Bu yapı içinde kadın hekimlerin deneyimi nasıl farklılaşıyor? Tabipler Odası’nın yürüttüğü mesleki mücadele ile toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi arasında nasıl bir ilişki kuruluyor, bu iki alan birbirini besleyebiliyor mu?

Dr. Irmak Saraç: Tıpta özellikle uzmanlık eğitiminde ve özellikle de cerrahi branşlarda hiyerarşik yapı çok belirgin. Kıdemli çömez hiyerarşisi yanında sıklıkla cinsiyete dayalı ayrımcılık da yaşanmakta. Örneğin çay koyma, pasta kesme, toparlama gibi işler kadın asistanlardan beklenebiliyor. Cerrahi branşlarda kadın hekimler kendilerini yetersiz hissettirecek davranışlara ve daha fazla mobinge maruz kalabiliyorlar. Akademide ve yönetimde cam tavanla karşılaşıyoruz. Gebelik ve doğum istekleri sorgulanabiliyor ya da mecburen ertelenmek zorunda kalıyor. Özellikle çocuğu olan kadınların akademik ilerlemesi erkeklere göre daha geç oluyor. Yine çocuğu olan kadınlar evdeki “sorumluluklarını aksattıkları” inancıyla daha fazla suçluluk çekebiliyor. Tabii mutlaka bahsedilmesi gereken bir konuda cinsel şiddetin varlığı; çoğu zaman bildirilmediği, bildirildiğinde de etkin soruşturma yürütülmediği konusudur. Bu konuda yönergemizin olması elimizi güçlendiriyor ve birimlerin hazırladığı raporlar kurullarda soruşturma açılması ve ceza verilmesi konusunda çok önemli bir temel oluşturabiliyor. 2019 yılında TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, tüm bu konuları konuştuğumuz ve deneyim paylaştığımız Kadın Hekim Olmak Çalıştayı’nı düzenlemişti. Çalıştay raporuna www.ttb.org sitesinden de ulaşabilirsiniz.

Editör: Telli Kayalar
Düzelti: Telli Kayalar
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sabâ Esin, Seda Bedestenci Yegâne, Sinem Yıldız
Seslendirme: Seda Bedestenci Yegâne, Fatma Gül Karagöz

Kadın Vardiyası – 2023
Bize Ulaşın: [email protected]

Login to enjoy full advantages

Please login or subscribe to continue.

Go Premium!

Enjoy the full advantage of the premium access.

Takipten Çık:

Takipten Çık Vazgeç

Cancel subscription

Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.

Go back Confirm cancellation