Background

Dünya Basınında Kadın – Mart 2026

İsrail, Gazze’deki Kadınlara Yaşam Hakkı Tanımıyor

Uluslararası Af Örgütü’ne (Amnesty International) göre, Gazze Şeridi’ndeki Filistinli kadınlar, bölgeye yönelik soykırım savaşı sırasında İsrail tarafından “güvenli bir şekilde yaşamak ve yaşam olanaklarını sağlamak için gereken koşullardan mahrum bırakıldı”. Örgüt 10 Mart Salı günü yaptığı açıklamada, İsrail savaşının kitlesel yerinden edilmelerden yerel sağlık sisteminin yıkılmasına kadar bir dizi zorluğa yol açması nedeniyle Gazze’deki kadın ve kız çocuklarının “uçurumun eşiğine” itildiği konusunda uyardı. Örgüt açıklamasında, Gazze’deki sağlık ve güvenlik erozyonunun “kadınları ve kız çocuklarını hedef alan kasıtlı bir savaş eylemi” olduğunu ifade ediyor.

Soykırım boyunca kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimi; İsrail’in bombardımanı, yerinden edilmeler, üreme ve anne sağlığı hizmetlerinin yok edilmesi ve Gazze’nin su ve hijyen sisteminin büyük oranda yok edilmesinin ortasında hayati önem taşıyan yardım ve hijyen kitlerinin girişine getirilen kısıtlamalar nedeniyle ciddi şekilde tehlikeye girdi. Filistinli kadınlar, yeterli tıbbi bakım olmadan doğum yapmaya, yerlerinden edildikleri aşırı kalabalık ve sağlıksız alanlarda hamileliğe ve doğum sonrası iyileşme süreçlerine katlanmaya zorlandı.

Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü tüm hamile kadınlar; yalnızca ara sıra doğum öncesi bakım aldıklarını ve birçoğunun kendilerini ve yeni doğan bebeklerini, son kış aylarındaki olağanüstü sert soğuk hava ve yağmur fırtınalarından yeterince koruyamadığını söyledi. Kadınların çoğu, hamilelik sırasında yüksek düzeyde kirliliğe ve özellikle de plastik ve diğer malzemelerin yakılmasından kaynaklanan yüksek derecede kirletici dumana maruz kaldıklarını, çünkü yemek pişirmek veya yıkanma suyu ısıtmak için başka yakıtları olmadığını söyledi. Hamileliklerinin ilerleyen aşamalarında ve doğum yaptıktan sonra, barındıkları göçmen kamplarındaki aşırı kalabalık ve sağlıksız derme çatma tuvaletlerle baş etmekte zorlandılar.

İsrail saldırısında çadırı zarar gören Filistinli kadınlar, Nuseyrat, 9 Mart 2026 [Abdel Kareem Hana/AP Photo]

Tıbbi tahliyelerin engellenmesinden en çok etkilenenler arasında kadın kanser hastaları yer alıyor. Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü sekiz kadın kanser hastasının tümü, tedavilerinin kemoterapi ilaçları da dahil olmak üzere tıbbi malzeme kıtlığından etkilendiğini söyledi. Ağır bombardıman dönemlerinde hastaneler de acil travma yaralanmalarına öncelik vermek zorunda kaldı.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Gazze’deki kadınlar; aileleri ve toplulukları, onları parçalamak için tasarlanmış koşullar altında bir arada tutuyor. Çadırlarda çocuklara eğitim veren öğretmenler, sahra hastanelerinde çoğu zaman ücretsiz çalışan doktor ve hemşireler, soykırımın ortasında umudu canlı tutmak için yorulmadan mücadele eden bakıcılar onlar. Onların cesareti büyük bir saygı uyandırıyor ve tüm insanlığa ilham kaynağı oluyor. Hepimizin ekranlarda şahit olduğu bu insan üretimi felaket büyük acılara neden oldu. Eylemlerimizin ve desteğimizin süresi doldu! Gazze’deki Filistinli kadın ve kız çocuklarının yanında güçlü bir şekilde durmalı ve devletleri bir kez daha İsrail’in soykırımını ve hukuksuz işgalini sona erdirmek için, kadınların ve kız çocuklarının temel haklarına erişebilmesini sağlamak ve tüm Filistinlilerin onurlu bir şekilde yaşayabileceği bir geleceği güvence altına almak da dahil olmak üzere anlamlı adımlar atmaya çağırmalıyız.” dedi.

Kaynaklar:

  • https://www.aljazeera.com/news/2026/3/10/women-in-gaza-denied-conditions-to-live-amid-israels-genocide-amnesty
  • https://www.amnesty.org/en/latest/news/2026/03/israels-genocide-in-gaza-inflicts-compounded-harms-on-women/

25 Yaşında Ötenaziyle Ölüm: Noelia Castillo Ramos

25 yaşındaki Noelia Castillo Ramos, 26 Mart’ta ötenazi yöntemiyle hayatını kaybetti.

Depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk ve sınırda kişilik bozukluğundan muzdarip olan Noelia; İspanyol medyasına verdiği demeçte ruh sağlığı sorunlarının 13 yaşındayken anne babasının boşanmasının ardından başladığını ifade etti.

Noelia, 2022 yılında risk altındaki gençler için devlet tarafından işletilen bir tesiste yaşarken üç erkeğin tecavüzüne uğradı. Saldırı, yoğun psikolojik travmaya neden oldu ve önceden var olan ruh sağlığı sorunlarını daha da kötüleştirdi. Saldırının travmasıyla bunalan Noelia, bir binanın beşinci katından atlayarak intihar girişiminde bulundu. Hayatta kaldı ancak belden aşağısı felç oldu. Yaralanmaları nedeniyle tedavi gördüğü bir bakım evinde yaşıyordu ve sürekli fiziksel ağrı ve psikolojik acı çektiğini dile getiriyordu. Bu koşullar altında “artık bu acıya dayanamıyorum” diyerek ötenazi kararı aldı.

Temmuz 2024’te yerel bir ötenazi güvence ve değerlendirme kurulunun kararını oybirliğiyle desteklemesinin ardından, Katalonya bölgesel hükümetinin de desteğini aldı. Ancak babası, bu kararı mahkemeye taşıdı. Savcılar, kadının akıl hastalıklarının ve intihar girişimi geçmişinin, kendi ölümüne ilişkin bilinçli onay verme yeteneğini önemli ölçüde zayıflattığını ve asıl ihtiyacının yoğun psikiyatrik yardım ve uzun süreli destek olduğunu savundu. Babasının avukatlarının girişimiyle ötenazi kararı bir süre askıya alınmış oldu.

Noelia’nın babası, kızının yargı yeteneğini etkileyen bir kişilik bozukluğundan muzdarip olduğunu ileri sürdü ve “devletin, akıl sağlığı sorunları olan gençlerin, özellikle de en savunmasız kişilerin hayatlarını koruma yükümlülüğüne” işaret etti. Ayrıca kızının rehabilitasyon tedavisine iyi yanıt verdiğini de belirtti. Avukatının iddiasına göre, genç kadın ötenaziye başvurma konusunda birkaç kez fikrini değiştirmişti. İspanya Yüksek Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi, daha sonraki temyiz başvurularını reddederek, “temel hakların ihlal edilmediğine” ve Noelia’nın yasal olarak ötenazi talep etme yetkisine sahip olduğuna karar verdi.

Son çare olarak, Noelia’nın babası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurarak ötenazinin acilen durdurulmasını talep etti ve Avrupa’nın, derin yaraları olan genç bir kadının hayatını savunmak yerine, ölümünü teşvik etmek üzere olduğu konusunda uyardı. Ancak Strasbourg mahkemesi babasının talebini reddederek, kızının ölümünün gerçekleşmesinin önünü açtı.

Noelia’nın öldüğü gün avukatlarından biri, hastanenin Noelia’nın organlarının zaten bağışlanmak üzere tahsis edilmiş olması nedeniyle ötenazinin devam etmesi için baskı yaptığını belirtti. “Hastane, organları zaten tahsis edilmiş olduğu için ötenazinin devam etmesi için baskı yaptı” dedi.

Ayrıca Noelia’nın en yakın arkadaşının, planlanan ölümünden önce onu görmeye çalıştığı, fikrini değiştirmeyi umduğu veya en azından veda etmek istediği bildirildi. Ancak kendisine izin verilmedi.

İspanya’nın ötanazi yasası, 2021’de destekçileri tarafından ülkeyi “daha insancıl, daha adil ve daha özgür” hale getirdiği gerekçesiyle övülmüştü ve Noelia’nın davası, bu mantığın karmaşık psikiyatrik geçmişe ve travmaya sahip kişilere de uygulanması için emsal teşkil edebilir. Ancak gerçekte, Noelia Ramos’un hikayesi, şiddet mağduru genç bir kızın öyküsünü, kurumsal bakımda onu savunmakta başarısız olan bir devlet sistemini ve uzun vadeli bakım ve destek sunmak yerine ölümü bir çözüm olarak sunan bir tıp-hukuk mekanizmasını yansıtıyor.

Kaynaklar:

  • https://www.aciafrica.org/index.php/news/20953/pontifical-academy-for-life-member-weighs-in-on-euthanasia-of-noelia-castillo-ramos-25-year-old-spanish-woman
  • https://www.mirror.co.uk/news/world-news/breaking-gang-rape-victim-noelia-36925846
  • https://www.liveaction.org/news/young-spanish-woman-euthanasia-despite-familys-pleas
  • https://www.bbc.com/news/articles/crrdqdky9gxo

Iraklı Feminist Aktivist Yanar Mohammed Öldürüldü

Iraklı feminist ve aktivist Yanar Mohammed, başkent Bağdat’taki evinin önünde vurularak öldürüldü. Yerel basında çıkan haberlere göre Mohammed, öldürülmesinden yalnızca birkaç gün önce Kanada’dan Irak’a dönmüştü. Bu durum; onun nerede olduğu, faaliyetlerinin takip edilip edilmediği ve ölümünün hedefli bir suikast sonucu olup olmadığı konusunda soru işaretlerini artırdı.

Mohammed’in öldürülmesini üstlenen olmadı ve Iraklı yetkililer henüz onun ölümüyle ilgili bir açıklama yapmadı.

Tanınmış bir kadın hakları savunucusu ve feminist olan Yanar Mohammed, Irak’ta Kadın Özgürlüğü Örgütü’nün (OWFI) kurucusuydu. 2003 yılından bu yana aile içi istismar, insan ticareti ve sözde “namus cinayetleri” de dâhil olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kalan kadınları korumak için çalışıyordu. Onun liderliğinde OWFI, Irak’ın çeşitli şehirlerinde güvenli evler ağı kurarak yüzlerce kadına koruma ve destek sağladı. Yanar Muhammed, devam eden tüm engellere ve risklere rağmen bu çabalara öncülük etti. Laikliğin ve kadın eşitliğinin güçlü bir savunucusuydu. Yanar Muhammed, aktivist eylemleri boyunca ölüm tehditleriyle karşı karşıya kalmıştı ve bunların soncusunda zaman zaman eylemlerini kısıtlamak durumundaydı.

Kaynaklar:

  • https://www.frontlinedefenders.org/en/case/killing-woman-human-rights-defender-and-feminist-yanar-mohammed
  • https://www.newarab.com/news/iraq-womens-rights-activist-yanar-mohammed-killed-gunmen

Afganistan’da 8 Mart Protestosu

Kabil’de bir grup kadın, Taliban’ın kadın haklarına getirdiği kısıtlamaları protesto etmek için sokağa çıktı ve “ekmek, iş, özgürlük” gibi sloganlar attı.

Afganistan Kadın Özgürlük Feneri Hareketi üyeleri, Taliban’ın uyguladığı kısıtlamaları protesto etmek ve temel haklarının korunması çağrısında bulunmak üzere Dünya Kadınlar Günü öncesinde başkentte bir sokakta toplandı. Hareket, yaptığı açıklamada, bu yılki Dünya Kadınlar Günü’nün Afganistan’daki kadın hakları krizinin daha derin ve daha sistematik bir aşamaya girdiği bir dönemde geldiğini söyledi.

Hareket, Afganistan’daki kızların eğitimine yönelik kapsamlı kısıtlamaların, kadınların istihdamına yönelik yasakların ve protestoların bastırılmasının milyonlarca kadını benzeri görülmemiş bir baskı altına soktuğunu söyledi. Açıklamada, Afgan kadınlarının artık sadece temel hakları için değil aynı zamanda kimliklerini, onurlarını ve toplumdaki varlıklarını korumak için de mücadele ettikleri belirtildi. Protestocular; uluslararası topluma Afgan kadınlarına yönelik pratik, hedefli ve sürekli desteğe öncelik verme çağrısında bulundu. Hareket ayrıca, Afganistan’ın mevcut yöneticileriyle siyasi etkileşimin kadınların temel hakları dikkate alınmadan gerçekleşmemesi gerektiğini de söyledi.

Son yıllarda Taliban, kadınların sokak protestolarını sert bir şekilde bastırmıştı. Çok sayıda kadın protestocu gözaltına alındı ​​ve işkence iddiaları ortaya çıktı. Yaygın kısıtlamalara ve baskılara rağmen kadınlar, Taliban politikalarını ve kendilerini hedef alan katı düzenlemeleri protesto etmek için zaman zaman sokaklara çıkıyor. Taliban iktidara geldiğinden beri Afganistan’daki kadınların kazanılmış haklarının çoğunu kadınlardan geri aldı ve onları yavaş yavaş kamusal yaşamdan dışladı. Kadınlar; çalışma, eğitim, siyasi ve sosyal hayata katılım gibi temel haklardan mahrum bırakıldı. Uluslararası kuruluşlar da dâhil olmak üzere pek çok kurumda çalışmaları da yasaklanıyor.

Kaynak: https://www.afintl.com/en/202603076257


Afrika’da Kadına Karşı Dijital Şiddette Artış

Aktivistler; 30 yaşın altındaki internet kullanıcılarının sayısındaki büyük artışın, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik çevrimiçi şiddetin gerçek hayatta yıkıcı etkileri olan bir artışa yol açtığını söylüyor. Dijital şiddet kıta çapında artarken Afrika’daki aktivistler ve avukatlar; kadınları, kız ve erkek çocuklarını korumak için acil eylem çağrısında bulunuyor. Uzmanlara göre, internet kullanıcılarındaki büyük artış ve bu kullanıcıların çoğunluğunun 30 yaşın altındaki oluşu, faillere kadınları ve kız çocuklarını kontrol edip susturmak ve erkek çocuklarını etkilemek için yeni araçlar sağlayarak, kıta çapında cinsiyete dayalı çevrimiçi şiddetin artışını körükledi.

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik dijital şiddetin ruh sağlığı sorunları, kamusal ve ekonomik hayattan çekilme, eşcinselliği suç sayan ülkelerde LGBTQİ+ bireylere yönelik fiziksel saldırılar ve kadın cinayetleri gibi yıkıcı etkileri var.

Pan-Afrika araştırmaları çok az olsa da Sahra altı Afrika’daki beş ülkede yapılan bir araştırma, kadınların %28’inin çevrimiçi şiddete maruz kaldığını gösterdi. İnternet erişimi arttıkça bu sayının da artması öngörülüyor. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’ne göre kıtadaki insanların yalnızca %38’i internet kullanıcısı ve bu oran kadınlar arasında %31’e düşüyor.

Etiyopya’da son dört yılda Bilgi Dayanıklılığı Merkezi (CIR) tarafından yürütülen kapsamlı araştırma, cinsiyete dayalı istismarın çevrimiçi ortamda çok yaygın olduğunu ve artık normalleştiğini ortaya çıkardı. CIR’ın görüştüğü Etiyopyalı bir kadın “hiçbir platformun güvenli hissettirmediğini” söyledi. Araştırmacılar, erkeklerin internette fikir ve düşünceleri nedeniyle saldırıya uğradığını, kadınların ise görünümleri ve toplumdaki rolleriyle ilgili olarak kadın düşmanı söylemlerle tacize maruz kaldıklarını belirtti. Tehditler ve korkutmalar çevrimdışı alana da taşınarak kadınları fiziksel saldırı riskiyle karşı karşıya bırakıyor. En az üç kadın, çevrimiçi ve çevrimdışı taciz kampanyasının ardından hayatlarından korkarak Etiyopya’dan kaçtı.

Uganda’da 2021 yılında yapılan Ulusal Şiddet Araştırması, kadınların yarısının (%49) çevrimiçi tacize maruz kaldığını bildirdiğini ortaya çıkardı.

Güney Afrika’da Equimundo ve BM Kadın Birimi tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, zararlı içeriğe maruz kalmanın erkeklerin şiddet uygulama olasılığının 2,6 kat, kadın düşmanı görüşlere inanma olasılığının ise 1,8 kat daha artırdığını ortaya çıkardı.

Kenya’da BM Kadın Birimi tarafından hazırlanan bir rapor, siyasetteki kadınlara yönelik olumsuz imajlar kullanılarak isim takmanın, şantajın ve diğer mesajların korku yaymak ve kadınların seçimlere katılma konusundaki güvenilirliğini zayıflatmak amacıyla internette yayınlandığını ortaya çıkardı. Odak gruplarındaki kadınlar, kampanya gezilerinde veya gece geç saatlere kadar süren toplantılarda tecavüze uğrama korkusu yaşadıklarını bildirdiler.

Tunus’ta 2019 ile 2023 yılları arasında gerçekleştirilen araştırmalar, kadın siyasetçilere yönelik dijital şiddetin boyutlarını gözler önüne seriyor. Veriler, kadınların yer aldığı siyasi yorumların %70’inden fazlasının ağır hakaret, küfür veya şiddet dili içerdiğini kanıtlıyor. Bu süreçte kadınlar, çeşitli hayvan yakıştırmalarıyla sistematik olarak insanlıktan çıkarılmaya çalışılırken; saldırılar orantısız bir şekilde cinsellik, ahlak, yaş ve fiziksel görünüm gibi kişisel unsurları hedef aldı. Bu ayrımcı atmosferden en derinden etkilenen siyah kadınlar ise siyasetten dışlanmanın yanı sıra ulusal aidiyetlerinin sorgulanmasıyla da karşı karşıya kaldı.

Küresel ölçekte neredeyse her beş kadından ikisi teknoloji aracılığıyla gerçekleştirilen şiddete maruz kalırken, çevrim içi platformları kullanan kadınların %85’i dijital tacize tanık olmakta veya doğrudan bu durumla karşılaşmaktadır. Dünya genelindeki ülkelerin %40’ından azında kadınları siber tacizden koruyan yasalar bulunmakta; bu durum, yaklaşık 1,8 milyar kadın ve kız çocuğunun, yani küresel kadın nüfusunun %44’ünün yasal korumadan yoksun olduğu anlamına gelmektedir.

Kaynak:

https://www.theguardian.com/global-development/2026/mar/30/urgent-action-needed-to-prevent-surge-in-digital-violence-in-africa-experts-say


1.Uluslararası Antifaşist Konferansı’nda Kadın Konferansı

Halkların Egemenliği için 1. Uluslararası Antifaşist Konferansı Brezilya Porto Alegre’de 26-29 Mart tarihleri arasında gerçekleşti. Beş kıtadan kırktan fazla ülkeden delegasyonların katıldığı bu etkinlik, her açıdan önemli bir sol enternasyonalist buluşma oldu. Konferansın sonuç bildirgesinde “Halkların Egemenliği İçin Antifaşist Konferans, durmaksızın mücadeleye devam etmeyi ve aşırı sağın yükselişine ve emperyalist saldırganlığa karşı birlik oluşturmak için bir alan olmayı taahhüt eder. Barbarlık karşısında uluslararası dayanışmanın, halkların mücadelesinin ve sosyalist, ekolojik, demokratik, feminist ve ırkçılık karşıtı bir geleceğin bayrağını yükseltiyoruz” dendi.

Konferansın 9. oturumu “Faşizme Karşı Mücadelede Irkçılık Karşıtlığı, Feminizm ve Sivil Haklar” başlıklı bir kadın konferansı oldu. Mireille Fanon, Penélope Duggan, Danielle Costa ve Ideli Salvatti’nin katılımıyla ve Fernanda Melchionna’nın moderatörlüğünde gerçekleşen konferans, bir noktayı açıkça ortaya koydu: Faşizme karşı mücadele; ayrı gündemler olarak değil, tek bir siyasi çatışma alanı olarak ırkçılık karşıtı bir feminist mücadeleyi ve sivil hakların güvencesini zorunlu olarak içerir.

Kaynaklar:

  • https://antifas2026.org/en/porto-alegre-declaration-unity-against-fascism-and-for-the-sovereignty-of-peoples/
  • https://www.instagram.com/p/DWj05GXkfY1/?igsh=MW81bW1zcTRtcGx4MA%3D%3D&img_index=1
Çeviri: Telli Kayalar
Düzelti: Sinem Yıldız & Sabâ Esin
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sabâ Esin, Seda Bedestenci Yegâne, Sinem Yıldız
Seslendirme: Efsane Akpınar

Kadın Vardiyası – 2023
Bize Ulaşın: [email protected]

Login to enjoy full advantages

Please login or subscribe to continue.

Go Premium!

Enjoy the full advantage of the premium access.

Takipten Çık:

Takipten Çık Vazgeç

Cancel subscription

Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.

Go back Confirm cancellation