Background

Çünkü Yürümek Politik Bir Eylemdir

Ekin Taneri

Taksim’e Yürümek: Emek, Şehir Hakkı ve Toplumsal Hafıza

Taksim Meydanı, yalnızca bir kent meydanı değil; devletin, sermayenin ve patriyarkanın kesişiminde kurulan tahakküm ilişkilerinin somutlaştığı bir mücadele alanıdır. Bu meydan, nötr bir mekân değil; hangi bedenlerin görünür olacağına, hangilerinin dışlanacağına ve hangilerinin hatırlanacağına karar verilen politik bir eşiktir.

Bu nedenle Taksim’e yürümek, yalnızca bir yere gitmek değildir.
Bu yürüyüş, kentin nasıl kurulacağına dair bir mücadeledir.

Kent dediğimiz şey, eşitler arası bir paylaşım alanı değildir. Aksine, sermayenin mekânı metalaştırdığı, devletin düzenlediği ve patriyarkanın disipline ettiği bir güç alanıdır. Bu alan; herkese açık görünse de, fiilen sınıfsal, cinsiyetli ve hiyerarşik olarak örgütlenmiştir. Bu yüzden kentte var olmak, herkes için aynı anlama gelmez.

Bu noktada sormak gerekir:
Bu şehirde kimler gerçekten görünür olabilir?

Görünürlük, kentte var olmanın en temel koşuludur; ancak bu görünürlük hiçbir zaman eşit biçimde dağıtılmaz. Erkek, mülk sahibi, güvenceli ve “makbul” bedenler kamusal alanda rahatlıkla dolaşabilirken; kadınların, LGBTİ+’ların ve emekçilerin görünürlüğü sürekli sınırlandırılır, denetlenir ve gerektiğinde bastırılır.

Kadınlar için kamusal alan hiçbir zaman tam anlamıyla özgür olmamıştır.
Gece, sokak, kalabalık, yalnızlık; hepsi birer uyarı alanına dönüşür.

Bu nedenle kadınların yürüyüşü, yalnızca bir katılım değil; bu sınırlara yönelmiş doğrudan bir meydan okumadır. Çünkü yürümek, görünür olmayı talep etmek değil; görünürlüğü zorla kurmaktır. Bu, izin istemek değil; hakkı geri almaktır.

Ancak mesele yalnızca görünürlük değildir. Aynı zamanda hareket meselesidir.
Kimler bu şehirde özgürce yürüyebilir?

Kapitalist kent, yalnızca üretimi değil; hareketi de düzenler.
Kimlerin akacağına, kimlerin durdurulacağına, kimlerin kontrol edileceğine karar verir.

Kadınların hareketi tarihsel olarak kısıtlanmıştır. Ev ile iş arasına sıkıştırılmış, bakım emeği ile sınırlandırılmış ve kamusal alanla ilişkisi sürekli olarak koşullandırılmıştır. Bu nedenle yürümek, kadınlar için yalnızca fiziksel bir hareket değil; bu kısıtlamaya karşı politik bir ihlaldir.

Judith Butler’ın işaret ettiği gibi, kamusal alanda bir araya gelen bedenler yalnızca bir talebi ifade etmez; o talebin maddi koşullarını da kurar. Yürüyen bedenler, “hareket edebiliriz” demez; “hareketin sınırlarını biz belirleriz” der.

Bu nedenle yürüyüş, mekânı dönüştüren bir eylemdir.
Sokakları geçiş alanı olmaktan çıkarır, mücadele alanına çevirir.
Yolları yalnızca ulaşım hattı olmaktan çıkarır, politik hatlara dönüştürür.

Yürüyüş, mekânı geri alır.

Bu geri alma, bizi üçüncü ve en kritik soruya götürür:
Bu kentin hafızasını kimler kurar?

Hafıza, iktidardan bağımsız değildir.
Hangi olayların hatırlanacağı, hangilerinin unutturulacağı politik olarak belirlenir.

Taksim, bu hafıza mücadelesinin en yoğun düğümlendiği yerdir.

1 Mayıs 1977, yalnızca bir katliam değil; emekçilerin kamusal alandaki varlığının nasıl bastırıldığının tarihsel bir göstergesidir. Bu olay, devlet şiddetinin ve sınıfsal tahakkümün hafızaya kazınmış bir biçimidir. Ancak bu hafıza sürekli bastırılmak, silinmek ve nötralize edilmek istenir.

Bu nedenle Taksim’e yürümek, yalnızca bugünün değil; geçmişin de mücadelesidir.
Bu yürüyüş, unutmaya karşı bir dirençtir.

Her adım, bastırılanı geri çağırır.
Her slogan, susturulanı yeniden konuşturur.

Bu bağlamda yürüyüş, yalnızca bir protesto değil; bir hafıza kurma pratiğidir.

Bu pratiğin uluslararası örnekleri de vardır. Arjantin’de Plaza de Mayo Anneleri, kaybedilen çocukları için yürüyerek yaslarını politik bir mücadeleye dönüştürdüler. Onların yürüyüşü, şunu açıkça ortaya koydu: Hafıza, ancak kolektif olarak ve ısrarla kurulur.

Sosyalist feminist perspektiften bakıldığında, bu mücadele yalnızca kamusal alanın paylaşımıyla sınırlı değildir. Aynı zamanda emeğin yeniden tanımlanması mücadelesidir.

Kapitalist sistem; emeği yalnızca ücretli üretim üzerinden tanımlayarak kadınların bakım, yeniden üretim ve duygusal emeğini görünmez kılar. Oysa bu emek, hayatın sürdürülmesinin temelidir. Bu nedenle kadınların yürüyüşü, yalnızca kamusal alana çıkma değil; emeğin politik olarak tanınması talebidir.

Bu yürüyüş:
Ev içine hapsedilen emeğin reddidir.
Görünmez kılınan üretimin ifşasıdır.
Sömürünün adlandırılmasıdır.

Henri Lefebvre’in “şehir hakkı” kavramı bu noktada belirleyicidir. Şehir hakkı, kente erişim değil; kenti dönüştürme hakkıdır. David Harvey’in vurguladığı gibi bu hak bireysel değil, kolektiftir. Yani şehir, onu kullananlar tarafından değil; ona müdahale edenler tarafından yeniden kurulur.

Bu nedenle Taksim’e yürümek, yalnızca bir eylem değildir.
Bu, kenti geri alma pratiğidir.

Bugün Taksim’e yürümek:
Sermayenin metalaştırdığı mekâna karşı bir itirazdır.
Patriyarkanın sınırlandırdığı bedene karşı bir özgürleşme talebidir.
Devletin bastırdığı hafızaya karşı bir hatırlama ısrarıdır.

Bu yürüyüş, bir çağrı değil; bir hesaplaşmadır.

Evlerin içine kapatılan emeği meydanlara taşıyoruz.
Sessizleştirilen sözleri sokaklarda çoğaltıyoruz.
Görünmez kılınan hayatları görünür kılıyoruz.

Sokakları, meydanları ve kentin her köşesini yeniden kuruyoruz.

Çünkü bu şehir,
ne yalnızca sermayenin,
ne yalnızca devletin,
ne de erkek egemen düzenindir.

Bu şehir bizim.
Ve biz,
onu geri almak için yürümeye devam edeceğiz.

Şehir bizim.
Meydanlar bizim.
1 Mayıs bizim.

Kaynakça

  • Butler, Judith. (2015). Notes Toward a Performative Theory of Assembly.
  • Federici, Silvia. (2012). Revolution at Point Zero.
  • Harvey, David. (2008). “The Right to the City.”
  • Lefebvre, Henri. (1968). Le Droit à la Ville.
  • Nora, Pierre. (1989). “Les Lieux de Mémoire.”
  • Tilly, Charles. (2004). Social Movements, 1768–2004.
  • 1 Mayıs 1977 Taksim üzerine tarihsel çalışmalar
Editör: Telli Kayalar
Düzelti: Telli Kayalar
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sâba Esin, Seda Bedestenci Yegâne, Sinem Yıldız
Seslendirme: Efsane Akpınar

Kadın Vardiyası – 2023
Bize Ulaşın: [email protected]

Login to enjoy full advantages

Please login or subscribe to continue.

Go Premium!

Enjoy the full advantage of the premium access.

Takipten Çık:

Takipten Çık Vazgeç

Cancel subscription

Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.

Go back Confirm cancellation