Background

Kibritçi Kızlar Grevi

Sabâ Esin

1888 yılının Temmuz ayında, Londra’nın Doğu Yakası’ndaki (East End) bir kibrit fabrikasında çalışan genç kızlar; uzun çalışma saatlerine, düşük ücretlere ve pek çoğunun fiziksel olarak zarar görmesine neden olan tehlikeli çalışma koşullarına karşı greve çıktılar.

1888 yılıydı. Londra’nın Doğu Yakası’ndaki (East End) Bow semti; toplumun en derin yoksullukla mücadele eden kesimlerinin yaşadığı ve çalıştığı bir bölgeydi. Kibritçi Kızlar Grevi, Bryant and May fabrikası çalışanlarının, hem sağlıklarını hiçe sayan tehlikeli ve amansız taleplere hem de bu emeğin karşılığı olmayan yetersiz ücretlere karşı başlattıkları bir endüstriyel eylemdi.

Londra’nın Doğu Yakası’nda, çevrede yaşayan kadınlar ve genç kızlar; sabah 6:30’da tehlikelerle dolu ve yıpratıcı bir mesaiye başlamak üzere yola düşer, on dört saat süren ağır bir vardiyanın sonunda ise emeklerinin karşılığını maddi olarak neredeyse hiç alamazlardı.

Kızların çoğu fabrikadaki çalışma hayatına on üç yaşında başladığı için, işin ağır fiziksel koşulları zamanla onları yıpratıyordu.

Kibrit işçilerinin tüm gün ayakta çalışmaları bekleniyor, belirlenmiş iki mola hakları bulunuyordu; bu planlı aralar dışındaki her tuvalet molası ise yok denecek kadar az olan ücretlerinden kesiliyordu. Dahası, her bir emekçinin kazandığı bu karın tokluğuna ücret hayatta kalmalarına bile zar zor yetiyorken; şirket, hissedarlarına %20 ve üzerinde kâr payı dağıtarak finansal olarak büyümeye devam ediyordu.

Fabrika yönetimi ayrıca; çalışma alanının düzensiz olması veya konuşmak gibi kusurlu davranışlar gerekçesiyle çok sayıda para cezası kesmeye de meyilliydi; bu durum işçilerin düşük olan ücretlerinin çok daha çarpıcı biçimde kesilmesine neden oluyordu. Ayakkabı alacak güçleri olmadığı için pek çok genç kız çıplak ayakla çalışmak zorunda kalırken, bazı durumlarda ayaklarının kirli olması dahi bir ceza sebebi sayılabiliyor; bu da ücretlerinden daha fazla kesinti yapılarak zaten zor olan yaşam koşullarını daha da ağırlaştırıyordu.

Fabrikanın elde ettiği yüksek kârlar hiç de şaşırtıcı değildi; zira genç kızlar, fırça ve boya gibi kendi iş malzemelerini bizzat temin etmek zorunda bırakılıyor, üstelik kibrit kutularının çerçevelerini hazırlayan oğlan çocuklarına ödemeyi de yine kendi ceplerinden yapmaya zorlanıyorlardı.

Fabrika; kurulan bu insanlık dışı sömürü dayalı düzen sayesinde, en ağır sanayi koşullarını dizginlemek amacıyla çıkarılan Fabrika Yasalarının getirdiği kısıtlamaların etrafından dolanabiliyordu.

Bu çalışma biçiminin diğer sarsıcı sonuçları, genç kadınların ve kız çocuklarının sağlığını çoğu zaman yıkıcı etkilerle tehdit ediyordu.

İşçi sağlığı ve güvenliğinin tamamen hiçe sayıldığı bu ortamda, işçiler tehlikeli makineleri kullanmaya zorlanırken verilen talimatlar arasında “parmaklarını boş verin” gibi ifadeler yer alıyordu.

Üstelik bu onur kırıcı ve istismarcı çalışma koşullarında, ustabaşıların uyguladığı taciz sık rastlanan bir olay haline gelmişti.

En korkunç sonuçlardan biri, kibrit üretiminde kullanılan fosforun neden olduğu ve yüzde ağır deformasyonlara yol açan, son derece acılı bir kemik kanseri türü olan “fosfor çenesi” (phossy jaw) hastalığıydı.

Kibrit çöplerinin üretimi; kavak veya çam ağacından yapılan çöplerin, içinde fosfor, antimon sülfür ve potasyum klorat gibi pek çok madde bulunan bir karışıma batırılmasını içeriyordu. Bu karışım içindeki beyaz fosfor oranı değişse de, üretimde kullanımı her halükârda son derece tehlikeliydi.

1840’larda, kutunun çakmak yüzeyinde kullanılabilen kırmızı fosforun keşfiyle, kibritin ucunda beyaz fosfor kullanma zorunluluğu ortadan kalkmıştı.

Buna rağmen, Londra’daki Bryant and May fabrikasında kullanımı, yaygın sağlık sorunlarına yol açmaya yetmişti. Fosfor solunduğunda başlangıçta diş ağrısı gibi yaygın semptomlar görülüyor, ancak bu durum çok daha kötü bir sürece evriliyordu. Isınan fosforun solunması sonucunda, çene kemiğinde nekroz başlıyor ve en nihayetinde kemik dokusu ölmeye başlıyordu.

“Fosfor çenesi” hastalığının sonuçlarının tamamen bilincinde olan şirket; bu sorunla başa çıkmak için diş ağrısından şikâyet eden herkese derhal dişlerini çektirme talimatı veriyor, reddetme cesareti gösterenleri ise işten çıkarıyordu.

Bryant and May, ülkedeki yirmi beş kibrit fabrikasından biriydi ve bu fabrikalardan sadece ikisi üretim tekniklerinde beyaz fosfor kullanmıyordu.

Kâr marjlarından ödün vermeye hiç niyeti olmayan Bryant and May; çoğu İrlanda kökenli olan ve fabrikanın çevresindeki yoksul mahallelerde yaşayan binlerce kadını ve genç kızı üretim hattında çalıştırmaya devam ediyordu. Kibrit üretimi sektörü hızla büyüyor ve pazar payı her geçen gün artıyordu.

Bu sırada, kötü çalışma koşullarına karşı öfkenin birikmesiyle birlikte, 1888 yılının Temmuz ayında bir kadın işçinin haksız yere işten çıkarılması bardağı taşıran son damla oldu. Bu durum, fabrikadaki acımasız koşulları ifşa eden bir gazete haberinden kaynaklanmıştı. Çıkan haber, fabrika yönetimini işçileri bu iddiaları yalanlayan bir belgeyi zorla imzalatmaya sevk etti. Pek çok kadın emekçi artık bu baskıya dayanamayacak durumdaydı. Belgeyi imzalamayı reddetmeleri üzerine bir işçinin işten atılması büyük bir öfkeye yol açtı ve ardından gelecek olan tarihi grevi tetikledi.

Söz konusu haber, bu endüstriyel eylemin örgütlenmesinde kilit rol oynayan aktivistler Annie Besant ve Herbert Burrows’un girişimleriyle kaleme alınmıştı.

Annie Besant, Herbert Burrows ve Kibritçi Kızlar Grevi Komitesi

Fabrikadaki işçilerle ilk teması kuran Burrows olmuştu, sonrasında Besant da pek çok genç kadınla bir araya gelerek maruz kaldıkları korkunç hikâyeleri dinledi. Bu görüşmelerle harekete geçen Besant, kısa süre sonra çalışma koşullarını detaylandıran sarsıcı bir ifşa sunumu yayımladı. Sunumunda fabrikayı bir “hapishane”ye, orada çalışan genç kızları ise “beyaz ücretli köleler”e benzetiyordu.

O dönemde çok güçlü ve daha önce böylesi başarılı bir meydan okumayla karşılaşmamış olan kibrit endüstrisi için böyle bir yazı yayımlamak oldukça cesur bir hamleydi.

Fabrika yönetimi, prestijlerini sarsan bu haber karşısında tahmin edilebileceği üzere öfkeye kapıldı ve ilerleyen günlerde genç kızları tüm iddiaları reddetmeleri için zorlama kararı aldı.

Ancak şirket patronları, giderek artan hassasiyeti tamamen yanlış değerlendirmişlerdi. Bu baskı kadınları sindirmek yerine onları daha da yüreklendirdi, iş bırakıp hep birlikte Fleet Caddesi’ndeki gazete binasına doğru yürüyüşe geçtiler.

1888 yılının Temmuz ayında, haksız işten çıkarmanın ardından çok daha fazla kibritçi kadın dayanışma göstererek greve katıldı ve bu iş bırakma eylemi kısa sürede yaklaşık 1500 işçinin dâhil olduğu büyük çaplı bir greve dönüştü.

Besant ve Burrows; kadınların sokaklarda yürüyüş yapmasını sağlayan, ücret artışı ve daha iyi çalışma koşulları taleplerini dile getiren bu kampanyanın örgütlenmesinde kritik bir rol oynadılar.

Bu direniş, halktan büyük bir sempati gördü; kadınlar yürürken onları görenler alkışlarla desteklerini gösterdi. Dahası, Besant tarafından kurulan yardım fonuna, Londra İşçi Sendikası (London Trades Council) gibi güçlü kuruluşlar da dahil olmak üzere pek çok yerden bağış geldi.

Bu desteğin yarattığı toplumsal tartışmalar karşısında fabrika yönetimi, haberlerin etkisini kırmaya çalışarak tüm bunları Bayan Besant gibi sosyalistlerin yaydığı “saçmalıklar” olarak nitelendirdi.

Yine de genç kızlar, mesajlarını kararlılıkla yaymaya devam ettiler; hatta Parlamento’ya yaptıkları ziyaret sırasında, onların yoksulluğu ile Westminster’ın görkemi arasındaki keskin karşıtlık pek çok kişi için zıtlığı gözler önüne seren bir manzara oluşturdu.

Bu sırada, kötü imajlarını bir an önce düzeltmek isteyen fabrika yönetimi, halkın tamamen kadınların yanında yer alması üzerine sadece birkaç hafta sonra geri adım atmak zorunda kaldı. Ücret ve koşullarda iyileştirmeler teklif eden patronlar, özellikle acımasız para cezası uygulamalarını kaldırmayı kabul ettiler.

Bu, güçlü sanayi lobilerine karşı daha önce görülmemiş bir zaferdi ve toplumun emekçi kadınların yaşadığı zorluklarla empati kurması değişen zamanların bir işaretiydi.

Grevin bir diğer sonucu da 1891’de Bow bölgesinde Kurtuluş Ordusu (Salvation Army) tarafından kurulan, daha iyi ücretler sunan ve üretimde beyaz fosfor kullanımına son veren yeni bir kibrit fabrikası oldu. Ne var ki; üretim süreçlerinin değiştirilmesi ve çocuk işçiliğinin yasaklanmasıyla ortaya çıkan ek maliyetler, bu girişimin başarısız olmasına yol açtı.

Maalesef, gerçekleştirilen bu endüstriyel eylemin dayattığı değişimlere rağmen, Bryant and May fabrikasının üretimde fosfor kullanımını tamamen durdurması on yılı aşkın bir zaman aldı.

Beyaz fosforun sağlık üzerindeki yıkıcı etkilerine dair yıllarca süren toplumsal farkındalığın ardından, Avam Kamarası 1908 yılında kibrit üretiminde bu maddenin kullanımını yasaklayan bir yasayı onayladı.

Dahası, grevin en dikkat çekici etkilerinden biri de kadınların katılabileceği bir sendikanın kurulmasıydı; bu durum, kadın işçilerin bir sonraki yüzyılda bile sendikalaşma eğiliminde olmadığı o dönem için oldukça nadir bir olaydı.

Kibritçi Kızlar Grevi; diğer işçi sınıfı aktivistlerine de, “Yeni Sendikacılık” (New Unionism) adıyla bilinen dalgayla birlikte vasıfsız işçi sendikaları kurmaları için itici bir güç oldu. 

1888 Kibritçi Kızlar Grevi, endüstriyel alanda önemli değişimlerin yolunu açtı ancak daha yapılması gereken çok şey vardı. Belki de bu direnişin en somut etkisi; mahalleleri Westminster’daki karar alıcıların dünyasından çok daha farklı olan toplumun en yoksul kesimlerinin yaşamları, çalışma koşulları ve sağlıkları hakkında giderek artan toplumsal farkındalıktı.

Bu yazı 19 Nisan 2021 tarihinde Historic UK web sitesinde yayınlanmıştır.

Yazar: Jessica Brain tarih konusunda uzman, Kent’te yaşayan ve tarihe meraklı bir serbest yazardır.

Erişim: https://www.historic-uk.com/HistoryUK/HistoryofBritain/Match-Girls-Strike/

Çeviri: Sabâ Esin
Düzelti: Telli Kayalar
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sabâ Esin, Seda Bedestenci Yegâne, Sinem Yıldız
Seslendirme:
Beyza Çizmeci

Kadın Vardiyası – 2023
Bize Ulaşın: [email protected]

Login to enjoy full advantages

Please login or subscribe to continue.

Go Premium!

Enjoy the full advantage of the premium access.

Takipten Çık:

Takipten Çık Vazgeç

Cancel subscription

Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.

Go back Confirm cancellation