Emeğin Cinsiyetli YüzüSöyleşi Sinem Yıldız 7 Mayıs 2026
1 Mayıs’ı daha yeni geride bırakmışken, emek mücadelesini konuşmanın en yoğun, en görünür olduğu bir eşikteyiz. Ama bu eşik anlarında bazı şeylerin hâlâ gölgede kaldığı tespitini yapmamız gerekiyor. Kadın emeği, sendika içindeki kadınların deneyimi, örgütlenmenin gündelik hayatta karşılaştığı sınırlar… Bunlar çoğu zaman ya tali bir başlık olarak geçiliyor ya da hiç konuşulmuyor.
Kadın Vardiyası olarak bu dosyada, farklı meslek örgütlerinden, işkollarından ve sendikal deneyimlerden kadınlarla bir araya gelmek istedik. Amacımız tek bir “kadınlık deneyimi” anlatmak değil; tam tersine, sendikaların içinde, kenarında ya da dışında konumlanan farklı kadınların sözünü yan yana getirmek. Çünkü aslında sendikalar hak mücadelesinin olduğu kadar zamanda ataerkil ilişkilerin de yeniden üretilebildiği alan olabiliyor. Ama tam da bu yüzden, dönüştürülme potansiyelini de içinde taşıyorlar.
Görüşmeleri iki eksen üzerinden kurguladık. Her katılımcıya sendika içinde kadın olmanın ürettiği sınırlar, kadın komisyonlarının işlevi ve 1 Mayıs hattında kadın emeğinin yeri üzerine ortak sorular yönelttik. Bunların yanı sıra her katılımcıya kendi işkolu ya da meslek alanının özgül dinamiklerini açığa çıkarmaya yönelik, o alana özgü bir soru da yöneltmek istedik. Bu söyleşiyle sendika içinde kadın olmanın ne anlama geldiğini, kadın komisyonlarının neleri mümkün kıldığını, bakım emeği ile örgütlenme arasındaki gerilimi ve 1 Mayıs’ın ardından kadın emeğini nasıl yeniden düşünmemiz gerektiğini konuştuk.
Söyleşi dizimizin bugünkü konuğu Dev Yapı-İş Sendikası’ndan Elif Karçık olacak.
1. Sendikalar çoğu zaman eşitlik mücadelesinin örgütleri olarak görülse de pratikte erkek egemen ilişkilerin yeniden üretildiği alanlar olabiliyor. Sizin deneyiminizde sendika içinde “kadın olmak” ne tür görünür ya da görünmez sınırlar üretiyor? Bu sınırlar daha çok gündelik ilişkilerde mi, yoksa karar alma mekanizmalarında mı yoğunlaşıyor?
Elif Karçık: Benim bu konuda olumsuz bir deneyimim yok ve bunun; yönetimde bir kadın arkadaşımızın yer almasından, sendikanın üye sayısı açısından küçük bir sendika olup maddi ve kısıtlı imkânlarla hareket ediyor olmasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Sendika yönetiminin daha homojen ve politik bir yapısının da olmasının etkisi var elbette. Sektörün ve çalışma ortamının erkek yoğun bir yapısı olması ve bizim yaklaşık iki yıldır devam eden meclis çalışmamız sonucu kadın hareketi içinde ve emekçi kamuoyunda görünürlüğümüz, bilinirliğimiz oldu. Şantiyelerde kadın olmaktan kaynaklı yaşadığımız sıkıntılar, sorunlar, görüşlerimiz ve geliştirdiğimiz talepler, -bunların örgütlü ve sendikalı kadınlarca dillendirilmesi- sektörün yapısı düşünüldüğünde ilgi uyandıran konular oldu. Sektöre dair yapılan çalışmalar oldukça kısıtlı ve bize de alan açan birçok kurum oldu; Kadın Vardiyası da bunlardan biri ve size de bu konuda çok teşekkür ederiz. Aslında sendika içinde ve sendikalı bir kadın olmak, benim açımdan sınırlar üreten değil, sınırları aşan ve karar alma mekanizmaları dâhil süreçlerin parçası olmamın önünü açan bir durum.
2. Sendika içinde kadın komisyonları / kadın meclisleri varsa ya da yoksa, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yapılar sizce gerçekten sendikal politikayı dönüştürebiliyor mu, yoksa kadınların sözünü ayrı bir alana sıkıştıran bir işleve mi sahip oluyor? Kendi deneyimlerinizden de örnekler, anılar paylaşabilir misiniz?
Elif Karçık: Yaşamın her alanında örgütlü olmak, kendini ve bulunduğun her ortamı yeniden örgütlemek gerektiğine dair çok büyük inancım var. Biz kadınların da sendikalarda örgütlü olması ve sendikaları kadın emeğinin hak arama mevziisi haline getirmesi için öz örgütlenmenin ön koşul olduğunu düşünüyorum. Haliyle, tüm sendikaların kadın örgütlülüğünü büyütmek, dayanışmayı güçlendirmek, birlikte düşünüp birlikte eylemek, kadınların taleplerini belirginleştirmek ve bunun mücadelesini sürdürmek için kadın komisyonları, kadın meclisleri kurulmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Hatta kendi sektörüne, iş koluna da sıkışmadan farklı sendikaların kadın komisyonlarının sık sık yan yana gelmesini de bir zorunluluk olarak görüyorum çünkü yaşadığımız sorunların kaynağı olan patriyarkal kapitalizme karşı yan yan durmak ve bütüncül bir karşı duruş göstermek gerekiyor. Bence sendikaların kadın komisyonları/meclisleri, kadınların sesini, sözünü sıkıştırmıyor; aksine daha da büyümesini mümkün kılıyor. Kendi deneyimimiz Kadın Meclisi üzerinden ifade etmeye çalışayım; en son 8 Mart öncesi, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgemiz”i açıkladık. Bu belge ile sendikamız; istihdam politikalarında eşitlikten toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili eğitimlere, kadınlar için sağlıklı ve güvenli iş yerlerinden sendikal karar mekanizmalarında eşitliğe kadar birçok konuda eşitliği, temsiliyeti sağlamak adına çalışmalar yapacağını taahhüt etti, önümüzdeki genel kurul sürecinde tüzükte de gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Bu durum sadece sendika üyesi kadınlar için değil, sektörde çalışan tüm kadınlar için bir kazanımdır. Meclisimizin önündeki bir gündem de eşitlikçi şantiye politikası geliştirmek. Bu konuya dair çalışmalarımız henüz sürüyor. Ben tüm bu çabaların dönüştürücü etkisi olduğunu düşünüyorum, tabii tüm bunları hayata geçirmek, pratiğini örgütlemek için de biz kadınların öncülük etmesi gerekecek.
3. 1 Mayıs genellikle sınıf mücadelesinin en görünür anı. Ancak kadın emeği çoğu zaman ya görünmez kalıyor ya da tali bir başlık olarak ele alınıyor. Sizce bugün 1 Mayıs hattında kadın emeğini ve toplumsal yeniden üretim alanını merkeze almak ne anlama geliyor? Sendikalar bu konuda nasıl bir dönüşüm yaşamalı?
Elif Karçık: 1 Mayıs’ın tarihsel olarak kökeninde işçi sınıfının, çalışma sürelerinin düşürülmesi talebi ve bunun için bedeller ödemesi yatıyor. Bugün kazanılmış haklarımıza yönelik saldırıların her geçen gün arttığı ve şantiyelerde çalışma sürelerinin ortalama 60 saat olduğu bir düzlemde bu talebi daha çok dillendirmemiz gereken bir sürecin içinde olduğumuzu ifade ederek söze başlamak isterim. Bunun yanında, 1 Mayıs’ı kadın emeğinin özgün bağlamı üzerinden yeniden düşünmek gerekiyor. Çünkü kadınlar; yalnızca üretim sürecinde değil, aynı zamanda emek gücünün her gün yeniden üretildiği toplumsal yeniden üretim sürecinde bakım yükü ve ev içindeki işler gibi sorumluluklar üstleniyor. Hal böyle olunca, kadınlar esnek ve güvencesiz ya da yarı zamanlı işlerde çalışmak durumunda kalıyor çünkü patriyarkal kapitalizm kadınları çifte sömürüye maruz bırakıyor. Buna itiraz etmek ve politik olarak örgütlü bir güç yaratmak gerekiyor. 1 Mayıs öncesindeki hazırlık süreci ve 1 Mayıs alanlarına kadınların sözünü ve talebini de taşımak büyük önem taşıyor. Eşit işe eşit ücret, güvenceli çalışma, işyerinde taciz ile şiddete karşı korunma, çalışma ortamlarının toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetir biçimde tasarlanması, işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi taleplerin yanında, kamusal, ücretsiz ve yaygın kreşler, ortak yemekhaneler ve çamaşırhaneler gibi kamusal hizmetlerin hayata geçirilmesi gibi talepleri yüksek sesle dile getirmek, görünür kılmak ve bunun mücadelesini yürütmek gerekiyor. Bunun bir yolu da sendikalarda, kadın emeğinin özgül sorunlarını merkeze almaktan geçiyor. Patriyarkal kapitalizme karşı her mevziden bir karşı duruşu örgütlemenin hepimizin sorumluluğunda olduğunu düşünüyorum ve bu karşı duruşları da yan yana getirerek ilerletmek gerekiyor. Bu soru vesilesiyle önümüzdeki 1 Mayıs’ta, kadınların taleplerini belirginleştirmek ve beraberinde bir kampanya örgütleme fikriyatına kapıldım. Farklı sektörlerde çalışıp sendikalarda örgütlü kadınlar olarak sadece çalışma yaşamına değil, kadının görünmeyen emeğine de odaklanmamız gerekiyor, bu konuda eksiklerimiz var. Bunu aşmanın yolunun da kadın örgütleri ve feminist hareket ile daha sıkı temas halinde olmaktan geçtiğini düşünüyorum. Biz kadınların her durumda yan yana gelmesi, dayanışmayı büyütmesi, birlikte düşünüp birlikte eylemesi hayati bir mesele hakikatten de.
4. İnşaat sektörü, en “sert” erkek egemen işkollarından biri. Bu alanda kadın işçilerin varlığı dahi çoğu zaman görünmez. Böyle bir sektörde kadınların sendikal örgütlenmesi nasıl mümkün oluyor? Kadınların bu alana girişi sendikal mücadeleyi dönüştürüyor mu?
Elif Karçık: Aslında işkolumuzda, kadınların sendikaya üye olma durumunu ve amacını ikiye ayırsam hata yapmış olmam sanırım. İlki; beyaz yaka, sınıf bilinci olan ya da hayata politik bir yerden bakan kadınların üyeliği. İkincisi ise; mavi yaka, hak kaybına uğrayan kadın işçilerin sendikaya gasp edilen hakları için başvurması ve sendikayla eyleme geçmek istemesinden kaynaklı olan üyelikler. Ancak şunu da ifade etmek isterim; son zamanlarda sadece haksız yere işten çıkarıldığı için de sendikayla irtibatlanmak isteyen beyaz yaka kadınlar da var. Sınıf bilinci olan kadınlar kendiliğinden örgütlendiğinde, bağlar kurup uzun erimli ve kalıcı örgütlenme sağlanabilirken, sınıf bilinci olmayan kadınlarda kalıcı bir örgütlenmeyi ne yazık ki sağlayamıyoruz daha doğrusu bu arkadaşlarımıza sınıf bilinci aşılayamıyor, onları mücadelenin öznesi haline getiremiyoruz, bunun özeleştirisini de vermek gerekir. Diğer taraftan, daha kısa dönem çalıştıkları için başka bir yerde çalışmaya devam ettiklerinde de sendikayla olan bağları zayıflıyor. Daha çok sendikanın merkez yöneticileriyle irtibatlanmış ve temas halinde kalınmış oluyor. Sendikamızın fiili ve meşru direnişleri, kadınların üye olmasını sağlayan temel unsurlardan biri diye düşünüyorum.
Elbette ki, kadınların buradaki varlığı, örgütlü gücü ve mücadele kararlılığı da sendikal mücadeledeki dönüşümü zorunlu kılıyor. Kadınların dahiliyeti, temsiliyeti, söz kullanması, kendini ifade etmesi ve taleplerini dillendirmesi bir biçimde karşılık buluyor. Ancak henüz kat edilecek çok yol olduğunu da düşünüyorum. Sendikalarda kadın örgütlülüğünü güçlendirme ve kolektif çalışmalar yürüterek müdahil olan tarafta olma, sektöre dair itiraz geliştirerek sınıfın örgütlü gücünü yaratma ve bu süreçte kadınların etkin bir biçimde yer alması meselesi önümüzde görev olarak duruyor.
Editör: Telli Kayalar
Düzelti: Telli Kayalar
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sabâ Esin, Seda Bedestenci Yegâne, Sinem Yıldız
Seslendirme: Seda Bedestenci Yegâne, Şeher Yıldırım
Please login or subscribe to continue.
Üye değil misiniz? Üye olun. | Şifremi Unuttum
✖✖
Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.
✖