Yazar: Şöhret Baltaş

İzmirli. 1986’da Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’ndan mezun oldu, İstanbul’a yerleşti. Yayıncılık alanında çalıştı. Gündem gazetesi, Kadınlara Mahsus Gazete Pazartesi, Kahverenkli, Mesele, Feminist Politika dergilerinde yazdı. 2007’de Koşarken Yavaşlar Gibi, 2014’te Annemle Konuşmalar kitapları yayınlandı. Okumaya, yazmaya, düşünmeye devam ediyor...

Bu yüzden polisiye edebiyattan öğrendiğimiz, “bu ölüm kimin çıkarına” sorusunun cevabı, kadın cinayetlerinde düzen’dir. Değişime doğru yürüyen –boşanan, sevdiğine kaçan, dar pantolon giyen, okumak isteyen, dayağa baş kaldıran- kadına- hak ettiği ceza verilir, diğerlerine “başkaldırının cezası ölümdür” mesajı iletilir, hayatta kalanların boyun eğmesi güvence altına alınır. Önce 2024 yılının ilk altı ayında gerçekleşen kadına yönelik şiddet vakalarına, her birinin bir kadın hayatı olduğunu unutmadan sayılarla bakalım. Son altı ayda 234 kadın katledilmiş, 182 kadın şüpheli bir şekilde hayatını yitirmiş, 255 kadın şiddete / yaralamaya maruz kalmış, 140 kadın seks işçiliğine zorlanmış, 12 kadın tecavüze ve 73 kadın cinsel tacize uğramış.…

daha fazla oku

Bu yazıya bir soruyla başlamak istiyorum: “Görünmeyen emek” nedir? Bunu kadınlara sorduğunuzda, akademik referanslara filan gerek duymadan istisnasız hepsi aşağı yukarı şöyle isabetli bir cevap verir: “Benim durmadan sarf ettiğim ama karşılığını almadığım ve kimsenin de fark etmediği, ciddiye almadığı emek.” Benim de aklıma gelen ilk cümle şu: “Bütün gün ne yapıyorsun ki?” sorusu karşısında hissedilen tükenmişlik duygusu. Bütün tanımlar, aslında bu soruya verilen ya da verilemeyen cevapta gizli. Görünmeyen emek, kadınların ev içinde, ailesi için harcadığı emek. Temizlikten yemek pişirmeye, çocuk ve yaşlı/hasta bakımından çamaşıra, ruh sağlığından ekonomiye uzanan uzmanlaşmadan kurs-toplantı-okul takibine kadar sınırsız bir alan… Peki neden “görünmez”…

daha fazla oku

Kadın Vardiyası’ndaki ilk yazım, Egeli kadınlar özelinde kadın emeğinin çeşitli direniş biçimlerini anlatıyordu. Kadın emekçilerin görünürlüğünün artması ile kadın yoksulluğunun yükselişi arasındaki paralelliğe işaret etmek için neoliberal politikalara az da olsa değinmiştim. Bu ilk “köşe” yazısında, ne demek istediğimi daha detaylı anlatmak istiyorum. Meşhur burjuva devrimleri sırasında “bireysel özgürlük” hararetle vurgulanan bir kavramdı. Herkes de bu özgürlükten payını alacağını sanıyordu. Anayasa kitapçıkları süslü özgürlük cümleleriyle başladı. Ancak çok kısa zamanda bu söylemin dev br yalan olduğu ortaya çıktı. Tüccar ve sanayicinin özgürlükten kastı, serbest piyasa özgürlüğüydü. Nitekim liberal kapitalizmin babası sayılan ünlü ekonomist Adam Smith, 1776’da yazdığı Toplumların Refahı’nda şöyle…

daha fazla oku

2023: Tarım sektöründe bir ilk: Agrobay’lı kadın işçiler Tarımda çalışan ve insanlık dışı koşullara maruz kaldıkları için sendikalı olunca işten atılan kadınlar, Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyorlar. Agrobay Seracılık’ta çalışan kadın işçiler Kod 46 ile atıldılar işten. Kod 46, kamuoyunda büyük tepkilere yol açan Kod 29’unbirkaç maddeye bölünmesiyle ortaya çıkan kodlardan biri. SGK işten çıkarma kodları, işverenin işçiyi çıkarma nedeni olarak bildirdiği gerekçeleri kategorize ediyor.  Kod 29, “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” gibi son derece muğlak bir ifadeyi kapsıyordu ve kıdem tazminatı, işsizlik ödeneği gibi hakların tümünü işçinin elinden alıyordu. Pandemi döneminde işten çıkarmalar yasaklanmış ama Kod…

daha fazla oku

16 Ağustos 1989’da Almanya ve Avusturalya ortaklığı olan Eurogold firması Bergama’da maden arama ruhsatı aldı ve 1991’de tesis inşaatına başladı. 2005’ten sonra Koza Altın İşletmeleri tarafından işletilen maden ocağı birçok kez el değiştirdi. Mücadelenin ilk yıllarında Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın yöre halkını madene karşı bilinçlendirmek için bilim insanlarını ilçe merkezinde düzenlenen panellere çağırdı. Maden bir yandan ekolojik tahribat yaratıyor, öte yandan deprem fay hattının çok yakınında bulunması risk yaratıyordu. Geçmişten bugüne geçimini topraktan kazanan köylülerin, maden ocağının yaşamlarına düşman olduğuna ikna olması zor olmadı. 1992 yazında, Türkiye’nin tarihinde bir dönüm noktası sayılan çevre eylemi başladı. Şirketin binlerce zeytin ve…

daha fazla oku