Serbest Kürsü Kübra Evliyaoğlu 27 Ağustos 2025
“Dil sadece söylenen değildir; dil, aynı zamanda eylemdir.”
— JudithButler
Antik mitoloji bize hep Medusa’nın bakışından korkmamızı söyledi. Onun gözlerine bakan taş kesilirdi, donup kalırdı. Erkek yazarlar, erkek ressamlar, erkek filozoflar bu hikâyeyi yüzyıllar boyunca aynı kalıpta anlattı: kadın bakışı ölümcüldür, kadın öfkesi uğursuzdur, kadının sesi susturulmalıdır. Ama bu anlatı, gerçeği tersyüz ederek yaşadı. Çünkü Medusa’nın bakışı aslında lanet değil, hakikatin çıplaklığıydı. Onu görmeye cesaret edemeyenler taşa dönüyordu.
Bugün kadınların ifşa hareketi, işte o bakışın geri alınmasıdır. Kadınlar, yıllardır üzerlerine atılan suskunluk taşını kırıyor. Tacizleri, istismarları, bastırılmış öfkeyi görünür kılıyor. Bu sesler birer bireysel çığlık değil; ortak bir belleğin yeniden okunması. Tıpkı palimpsest gibi: defalarca kazınmış, silinmiş, üzeri örtülmüş bir metin, ama hâlâ alttan görünen satırlar. (Palimpsest, eski parşömenlere verilen addır; yazılar kazınır, silinir, yeniden yazılır; fakat önceki satırların izleri bütünüyle kaybolmaz. Bugün bu kavram, kültürel bellek ve tarihin katmanlı yapısını anlatmak için kullanılır.)
Antigone’yi hatırlayalım. Devletin yasağına rağmen kardeşini gömmekte ısrar eden o genç kadını. Onun inadı, yalnızca bir cenazeye dair değildi; kendi sesiyle hakikati savunmaktı. Bugün kadınların taciz ifşaları da Antigone’nin direncini taşır. Toplumun “sus, sakla, ört” diyen sesine karşı “ben gördüm, ben yaşadım” diyerek mezarı açar, gerçeği toprağın altından çıkarır.
Lilith’in mitini de hatırlayalım: itaat etmeyi reddettiği için cennetten kovulan ilk kadın. Tarih boyunca onun sesi karalanmış, şeytanlaştırılmıştır. Ama ifşalar, Lilith’in hikâyesine yeni bir parça ekliyor: “itaat etmedim, boyun eğmedim ve susmadım.” Kadınların tek tek isimler vererek, tek tek hikâyelerini anlatarak kurduğu söz, Lilith’in reddinin modern yankısıdır.
Erkekler ise mitolojide de birbirini kollamayı çok iyi bilir. Zeus’un ihanetlerini, şiddetini ya da adaletsizliklerini Olympos’taki erkek tanrılar görmezden gelirdi. Tıpkı bugün tacizcileri koruyan, cezasız bırakan erkek kurumları gibi. Gücü paylaşanlar, suçu da paylaşmadan birbirini savunur. Bu dayanışma, “erkekler kulübü”nün kadim kuralıdır. Tacizciyi koruyan yalnızca birey değildir; onun arkasındaki mahkeme, bürokrasi, iş çevresi, iktidar ağı da aynı çemberin içindedir.
Bugün yalnızca mitlerle değil, yasalarla da yüzleşiyoruz. 6284 sayılı yasa, kadınların yaşam hakkını korumak için yazılmış bir metin; ama palimpsest gibi onun da üzerine sürekli yeni kazılar yapılıyor. Her iktidar değişiminde, her siyasal gerilimde bu metnin satırları silinmek, yeniden yazılmak isteniyor. Oysa bu yasa, bir bellek kaydıdır: kadınların ölümlerinden, şiddetle kesilmiş hayatlarından geriye kalan kolektif bir bağırış. Onu kazımaya çalışan her el, aslında kadınların ifşasında yankılanan sesi bastırmaya çalışıyor.
Felsefe de çoğunlukla kadını öteki kılarak inşa edildi. Beauvoir’ın dediği gibi: “Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Ama ifşa hareketi bize gösteriyor ki kadın, “olmak” için sessiz kalmaya mahkûm değildir; aksine, suskunluğunu bozduğu an kendi öznesini kurar. Butler’ın sözleriyle, dil yalnızca tanımlamak değil, aynı zamanda eylemektir. İfşa, tam da bu yüzden bir dil değil, bir eylemdir.
İfşaların yankısı sadece bireysel değil, kolektiftir. Bir kadının cümlesi, diğerinin suskunluğunu çözer; bir hakikatin dile gelişi, yüzlerce başka hakikati zincirinden kurtarır. Kadınların yazdığı metin de kapanmıyor: sosyal medyada, mahkemelerde, sokaklarda çoğalarak yeniden yazılıyor.
İşte bu yüzden ifşa yalnızca teşhir değildir. O, belleğin onarımıdır. Toplumun bastırdığı acıların, gizlediği lekelerin yeniden kayda geçmesidir. Tacizciler saklanmaya çalıştıkça, kadınların sözleri onları taşlaştırıyor: tıpkı Medusa’nın gözleri gibi. Bu bakış, artık geri alınamaz.
Bugün Medusa’nın başını elinde zafer nişanı gibi sallayan Perseus yok; onun yerine birbirine gözlerini veren, birbirinin bakışını taşıyan kadınlar var. Ve hiçbir iktidar, hiçbir erkek egemen düzen, bu gözleri yeniden kapatamayacak.
Çünkü Medusa’nın bakışı, artık hepimizin gözlerinde.
Editör: Telli Kayalar
Düzelti: Telli Kayalar
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sabâ Esin, Seda Bedestenci Yegâne, Sinem Yıldız
Seslendirme: Filiz Kılıç
Please login or subscribe to continue.
Üye değil misiniz? Üye olun. | Şifremi Unuttum
✖✖
Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.
✖