Background

Uluslararası Kadınlar Günü’nün Anlamı

Yazar: Aleksandra Kollontay

İlk Uluslararası Kadınlar Günü, 103 yıl önce Rusya’daki devrimciler tarafından kutlandı.

Aşağıdaki makale, 8 Mart 1913’te Rusya’da ilk kez düzenlenen “Kadın Proletarya Arasında Uluslararası Dayanışma Günü”nden bir hafta önce Pravda’da yayımlanmıştır. St. Petersburg’da bu gün, kadın işçilerin ekonomik ve siyasi hak yoksunluklarına karşı bir kampanya çağrısı ve işçi sınıfının birliği için, kadın işçilerin kendi kendini özgürleştirmesinin öncülüğünde anıldı.

Kadınlar Günü nedir? Gerçekten gerekli midir? Bu, burjuva sınıfının kadınlarına, feministlere ve sufrajetlere verilen bir taviz değil midir? İşçi hareketinin birliğine zarar vermez mi?
Böyle sorular hâlâ Rusya’da duyulabiliyor, ancak yurt dışında artık işitilmiyor. Hayatın kendisi zaten net ve etkileyici bir cevap sunmuş durumda.

“Kadınlar Günü”, kadın proletarya hareketinin uzun ve sağlam zincirindeki bir halkadır. Örgütlü çalışan kadın ordusu her yıl daha da büyüyor. Yirmi yıl önce sendikalar, işçi partisinin safları arasında burada ve orada dağılmış küçük kadın gruplarından ibaretti… Artık İngiltere sendikalarında 292 binden fazla kadın üye, Almanya’da sendikalarda yaklaşık 200 bin, İşçi partisinde ise 150 bin kadın bulunuyor; Avusturya’da ise sendikalarda 47 bin ve partide neredeyse 20 bin kadın var.
Her yerde – İtalya, Macaristan, Danimarka, İsveç, Norveç ve İsviçre – işçi sınıfının kadınları kendilerini örgütleyebiliyor. Sosyalist kadın ordusu neredeyse bir milyon üyeye ulaştı. Bu son derece etkili bir kuvvet! Öyle etkili ki; yaşam maliyeti, annelik sigortası, çocuk işçiliği ve kadın emeğini korumaya yönelik mevzuat gibi konularda bu dünyanın muktedirlerinin bu gücü hesaba katması gerekiyor.

Bir zamanlar çalışan erkekler, sermayeye karşı verilen mücadelede yükün tamamını omuzlarında taşımaları gerektiğini, “eski dünya” ile mücadele ederken kadınlarının yardımı olmadan hareket etmeleri gerektiğini düşünüyordu. Ancak, işçi sınıfı kadınları da ihtiyaç yüzünden, kocaları ya da babaları işsiz kaldığı için emek piyasasında mecburen yer aldıkça çalışan erkekler, sınıf bilincine sahip olmayan kesimde kadınları geride bırakmanın davalarına zarar vereceğini fark ettiler.
Bilinçli savaşçıların sayısı ne kadar fazlaysa, başarı şansı da o kadar artar. Peki, soba başında oturan, toplumda, devlette ya da ailede hiçbir hakkı olmayan bir kadının sahip olduğu bilinç düzeyi nedir? Onun kendine ait “fikirleri” yoktur! Her şey, babasının ya da kocasının emriyle yapılır…

Kadınların yaşadığı geri kalmışlık ve haklardan yoksunluk, tabi tutulmaları ve ilgisizlik, işçi sınıfına fayda sağlamaz; bilakis doğrudan zarar verir. Peki kadın işçi, hareketinin içine nasıl çekilir, nasıl uyandırılır?

Yurt dışındaki Sosyal Demokrasi doğru çözümü hemen bulamadı. İşçi örgütleri kadın işçilere açıktı, ancak yalnızca birkaçı bu örgütlere katıldı. Neden? Çünkü işçi sınıfı ilk başta kadın işçinin o sınıfın yasal ve sosyal olarak en yoksun üyesi olduğunu, yüzyıllar boyunca sindirildiğini, korkutulduğunu, zulüm gördüğünü ve onun zihnini ve kalbini canlandırmak için özel bir yaklaşıma, bir kadın olarak onun anlayabileceği sözcüklere ihtiyaç duyulduğunu fark etmedi.

İşçiler, bu hak yoksunluğu ve sömürü dünyasında kadının yalnızca emeğini satan biri olarak değil, aynı zamanda bir anne, bir kadın olarak da ezildiğini hemen anlamadılar… Ancak, işçilerin sosyalist partisi bunu anladığında, hem ücretli işçi hem de kadın, bir anne olarak kadınları savunmayı cesurca üstlendi.
Her ülkede sosyalistler, kadın emeği için özel koruma, anne ve çocuk için sigorta, kadınlara siyasi haklar ve kadınların çıkarlarının savunulması taleplerini dile getirmeye başladılar.

İşçi partisi, kadın işçilere yönelik bu ikinci amacı ne kadar net bir şekilde kavradıysa, kadınlar da partiye o kadar istekle katıldı; partinin onların gerçek savunucusu olduğunu, işçi sınıfının kendi acil ve yalnızca kadınlara özgü ihtiyaçları için de mücadele ettiğini o kadar iyi anladılar. Örgütlü ve bilinçli emekçi kadınlar, bu amacın açıklığa kavuşturulmasında büyük katkı sağladı. Artık sosyalist harekete daha fazla emekçi kadını çekme yönündeki asıl sorumluluk kadınların omzundadır.

Her ülkedeki partilerin kendilerine özgü kadın komiteleri, sekreterlikleri ve büroları vardır. Bu kadın komiteleri, hâlâ büyük ölçüde politik bilinçten yoksun olan kadın kitleleri arasında çalışır, emekçi kadınların bilincini uyandırır ve onları örgütler. Aynı zamanda kadınları en yakından ilgilendiren meseleleri ve talepleri de ele alırlar: hamile ve emziren anneler için koruma ve destek sağlanması, kadın emeğinin yasal düzenlenmesi, fuhuşla ve bebek ölümleriyle mücadele, kadınlar için siyasal hak talebi, konut koşullarının iyileştirilmesi, hayat pahalılığına karşı mücadele vb.

Böylece kadın işçiler, partinin üyeleri olarak ortak sınıf mücadelesi için savaşırken, aynı zamanda kadınlar, ev kadınları ve anneler olarak kendilerini en doğrudan ilgilendiren ihtiyaç ve talepleri de dile getirip öne sürmektedirler. Parti bu talepleri destekler ve onlar için mücadele eder… Emekçi kadınların ihtiyaçları, işçilerin ortak davasının ayrılmaz bir parçasıdır!

“Kadınlar Günü”nde örgütlü kadınlar, hak yoksunluklarına karşı sokağa çıkarlar.
Ama bazıları şöyle diyecektir: Neden kadın işçiler özel olarak ele alınıyor? Neden özel “Kadınlar Günü”, emekçi kadınlara yönelik özel bildiriler, toplantılar ve işçi sınıfı kadınlarının konferansları düzenleniyor? Sonuçta bu, feministlere ve burjuva süfrajetlere verilmiş bir taviz değil midir?

Böyle düşünenler, ancak sosyalist kadın hareketi ile burjuva süfrajetler arasındaki köklü farkı kavrayamayanlardır.

Feministlerin amacı nedir? Amaçları, kapitalist toplum içinde kocalarının, babalarının ve erkek kardeşlerinin şu anda sahip olduğu ayrıcalıklara, güce ve haklara aynı şekilde sahip olmaktır. Peki, emekçi kadınların amacı nedir? Onların amacı, soya ya da servete dayalı tüm ayrıcalıkları ortadan kaldırmaktır. Emekçi kadın için “efendinin” kadın ya da erkek olması fark etmez. O, sınıfının tamamıyla birlikte, işçi olarak kendi konumunu iyileştirebilir.

Feministler her zaman ve her yerde eşit haklar talep eder. Emekçi kadınlar ise şöyle yanıt verir: Biz her yurttaş için –kadın ya da erkek– hak talep ediyoruz, ama sadece işçi ve yurttaş değil, aynı zamanda anne olduğumuzu da unutmuyoruz! Ve anne olarak, geleceği dünyaya getiren kadınlar olarak, kendimiz ve çocuklarımız için özel ilgi talep ediyoruz; devletten ve toplumdan özel koruma istiyoruz.
Feministler siyasal haklar elde etmeye çalışıyor. Ancak bu noktada da yollarımız ayrılıyor.

Burjuva kadınlar için siyasal haklar, emekçin sömürüsü üzerine kurulmuş bir dünyada daha rahat ve daha güvenli bir şekilde yollarını açmalarını sağlayan bir araçtır yalnızca. Emekçi kadınlar için ise siyasal haklar, emek krallığına giden çetin ve engebeli yolda atılan bir adımdır.

Kadın işçilerin ve burjuva oy hakkı savunucularının izlediği yollar çoktan ayrılmıştır. Hayatın sunduğu hedefler arasındaki fark çok büyüktür. Kadın işçi ile kadın mülk sahibi, hizmetçi ile kadın mülk sahibi arasındaki çıkar çelişkisi o kadar belirgindir ki, aralarında herhangi bir temas, uzlaşma ya da yakınsaklık noktası bulunamaz.
Bu nedenle işçi erkekler, ayrı Kadınlar Günlerinden, emekçi kadınlara özel konferanslardan ya da onların özel basın organlarından korkmamalıdır.

İşçi sınıfı kadınları arasında yürütülen her türlü özel, ayırt edici çalışma, yalnızca kadın işçinin bilincini uyandırmanın ve onu daha iyi bir gelecek için mücadele edenler saflarına çekmenin bir aracıdır… Kadınlar Günü ve kadın işçinin öz-bilincini uyandırmaya yönelik yavaş ve titiz çalışmalar, işçi sınıfının bölünmesine değil, birleşmesine hizmet etmektedir.

Kadın işçiler, Kadınlar Günü kutlamasına katılmaya, ortak sınıf davasına hizmet etmenin ve aynı zamanda kendi kadın özgürlükleri için mücadele etmenin coşkulu bilinciyle katılsınlar.

Çevirmenin notu: Aleksandra Kollontay bir Rus devrimcisiydi.

Bu makale, marxists.org için Sally Ryan tarafından metin haline getirilmiştir.

Kaynak: https://jacobin.com/2016/03/international-womens-day-kollontai

Çeviri: Buket Yalçın
Editör: Sinem Yıldız
Düzelti: Sinem Yıldız
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sabâ Esin, Sinem Yıldız
Seslendirme: Seda Bedestenci Yegâne

Kadın Vardiyası – 2023
Bize Ulaşın: [email protected]

Login to enjoy full advantages

Please login or subscribe to continue.

Go Premium!

Enjoy the full advantage of the premium access.

Takipten Çık:

Takipten Çık Vazgeç

Cancel subscription

Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.

Go back Confirm cancellation