Dünya Basınında KadınGündem Kadın Vardiyası 18 Mart 2026
Bangladeşli Kadınlar, Seçimlerde Temsiliyet Talebiyle Yürüdü
Bangladeşli kadınlar; gelecek seçimde adalet ve siyasi temsiliyet talep etmek için 9 Şubat günü Dakka sokaklarında ellerinde meşalelerle yürüdü. 12 Şubat’ta oy vermenin önünü açan 2024 ayaklanmasına öncülük etmiş olsalar da kadınlar, politik arenadan büyük ölçüde dışlanıyor.

Sheikh Hasina rejiminin Ağustos 2024’te 1.000’den fazla kişinin ölümüne yol açan kanlı öğrenci ayaklanmasıyla devrilmesinin ardından, 17 yıl sonra ilk kez özgür ve adil seçimler yapılıyor.
Ancak, devrimin ön saflarında yer alanlar da dâhil olmak üzere ülkedeki kadınların büyük bir kısmı için seçim umudu, kadın haklarını zedeleyeceğinden endişe edilen gerici İslamcı politikaların yeniden yükselişi ve yarışta kadın adayların azlığı nedeniyle hayal kırıklığı ve korkuyla gölgelendi.
Seçim adaylarının yüzde dördünden azını kadın adaylar oluştururken, bu haftaki seçimlere katılan partilerin 30’u yalnızca erkeklerden oluşan listeler çıkardı.
Gece yarısı yürüyüşüne katılan 25 yaşındaki Sabiha Sharmin, “Bu seçim, değişim ve reformu temsil eden bir seçim olmalıydı. Bunun yerine, kadınların sistematik olarak yok sayıldığını ve haklarının tehdit edildiğini görüyoruz” dedi. “Bu seçimin ülkeyi 100 yıl geriye götüreceğinden endişeleniyoruz.”
Ezici bir zaferle seçimi kazanması beklenen Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin (Bangladesh Nationalist Party, BNP) en büyük rakibi, Hasina’nın düşüşünden bu yana büyük ivme kazanan İslamcı parti Jamaat-e-Islami’nin tarihi bir oy alacağı ve seçimden sonra önemli bir güç haline geleceği düşünülüyor. Bangladeş’in en büyük İslamcı siyasi partisi Jamaat-e-Islami, kadınların tacizden korunması ve temiz siyaset konularına odaklanan bir seçim bildirgesi sunmuş olsa da tek bir kadın aday bile göstermiyor.
Eleştirmenler, muhafazakâr İslamcı siyasetin yeniden yükselişinin topluma sızmaya başladığını söylüyor. Kırsal bölgelerde, kız çocuklarının futbol oynaması, dini liderler tarafından ahlaksızlık olarak nitelendirilerek engelleniyor ve kadınlar, saçlarını örtmedikleri veya mütevazı giyinmedikleri takdirde artan tacizlere maruz kaldıklarını bildiriyor.
“İran ve Afganistan’da duyduğunuz görüş ve politikalar işte böyle” dedi Dakka’daki gece yarısı yürüyüşüne katılan 21 yaşındaki fizik öğrencisi Zayba Tahzeeb. “Kadınların egemenliği, özgürlüklerimiz, bağımsızlığımız: hepsi bu seçimde tehlikede.”
ABD-İsrail Hava Saldırılarında İranlı Kız Çocukları Katledildi
28 Şubat Cumartesi günü, İran’ın güneydoğusunda bulunan Minab şehrinde Shajareh Tayyebeh adlı kız ortaokuluna yönelik hava saldırısında içinde yaşları 7 ila 12 arasında değişen kız çocuklarının da olduğu en az 165 insan hayatını kaybetti. Sabahın ilk saatlerinde öğrenciler derslerine başlarken okula füzeler isabet etti, bina yıkıldı ve çatı çocukların ve öğretmenlerinin üzerine çöktü.

İsrail’le bağlantılı web siteleri ve sosyal medya hesapları, söz konusu yerin “İslam Devrim Muhafızları Ordusu üssünün bir parçası” olduğunu iddia etti. Bölgeden gelen görüntüler, İran’ın resmi kaynaklarından aktarılanlar ve bulgular, okulun en az 10 yıldır bitişiğindeki askeri alandan açıkça ayrı olduğunu ortaya koyuyor.
Minab şehrinin ABD-İsrail’in orak hedefi haline gelmesinde şehrin jeostratejik önemi yatıyor. Minab, İran’ın güneydoğusunda, Hürmüzgan eyaletinde yer alıyor. Hürmüzgan, Hürmüz Boğazı ve Körfez sularına doğrudan hâkim olması nedeniyle son derece önemli bir askeri bölge ve İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) deniz kuvvetleri NEDSA’nın operasyonları için kilit bir merkez konumunda. Asif füze tugayı, İran Devrim Muhafızları Donanmasının en önemli vurucu güçlerinden biri olarak kabul ediliyor. Açık kaynakları inceleyerek ve resmi İran kayıtlarını takip ederek, okulun kendisi hakkında önemli ayrıntılar ortaya çıkıyor: Minab’daki Shajareh Tayyebeh okulu, yapısal ve idari olarak İran Devrim Muhafızları Donanmasına bağlı geniş bir okul ağının parçasıdır. Bu okullar kâr amacı gütmeyen kurumlar olarak sınıflandırılmıştır ve öncelikle İran Devrim Muhafızları Donanması mensuplarının çocuklarına eğitim hizmeti sunmayı amaçlamaktadır.
Ancak, bu idari bağlantı (İran Devrim Muhafızları ile) veya ebeveynlerin kimliği, askeri operasyonlarda kullanılmadıkları sürece, okulların uluslararası insani hukuk kapsamında sivil tesisler olarak yasal statüsünü değiştirmez. Ve bu okullara giden çocuklar -ister askeri personelin çocukları olsun ister sivillerin çocukları- silahlı çatışmalarda özel koruma altında olan, kasıtlı olarak hedef alınmalarının veya onlara zarar verebilecek saldırıların yapılmasının yasaklanması da dâhil olmak üzere, koruma altındaki kişiler olmaya devam ederler.
Pakistan’da kız çocuklarının eğitimi için yürüttüğü kampanya ile tanınan, Nobel ödüllü Malala Yusufzai, sosyal medyada saldırıyı ve çocukların öldürülmesini kınadı. “Onlar, gelecekleri için umutlarla ve hayallerle okula giden kızlardı. Bugün hayatları vahşice sona erdirildi” diye yazdı. “Sivillerin, özellikle çocukların öldürülmesi akıl almaz bir durumdur ve bunu kesinlikle kınıyorum.”
4.5 Milyon Kız Çocuğu, Kadın Sünneti Riskiyle Karşı Karşıya
Uluslararası Kadın Sünnetine Karşı Sıfır Tolerans Günü (International Day of Zero Tolerance for Female Genital Mutilation), BM’nin kadın sünnetini ortadan kaldırma çabalarının bir parçası olarak 6 Şubat’ta düzenlenen, Birleşmiş Milletler sponsorluğundaki yıllık farkındalık günüdür. İlk olarak 2003 yılında tanıtılmış günün bu yılki teması “2030’a Doğru: Sürekli Taahhüt ve Yatırım Olmadan Kadın Sünnetine Son Yok” oldu.
Yalnızca 2026 yılında, çoğu beş yaşın altında olmak üzere tahminen 4.5 milyon kız çocuğunun kadın sünneti (FGM) riski altında olduğu tahmin ediliyor. Şu anda 230 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın, bunun ömür boyu süren sonuçlarıyla yaşıyor.

Kadın sünneti, insan hakları ihlalidir ve hiçbir gerekçeyle haklı gösterilemez. Kız çocuklarının ve kadınların fiziksel ve ruhsal sağlığını tehlikeye atar ve ciddi, ömür boyu süren komplikasyonlara yol açabilir; tedavi masraflarının her yıl yaklaşık 1,4 milyar ABD doları olduğu tahmin edilmektedir.
BM, UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü yaptıkları ortak açıklamada, kadın sünnetine son vermek için yapılan her bir dolarlık yatırımın on kat getiri sağladığını ifade ediyor. 2.8 milyar dolar tutarındaki bir yatırımın 20 milyon vakayı önleyebileceğini ve 28 milyar dolar yatırım getirisi yaratabileceğini ifade eden kurumlar; hükümetleri, sivil toplum örgütlerini ve tüm uluslararası kuruluşları kendileriyle bir araya gelmeye, kaynakları birleştirmeye ve kolektif eylemi güçlendirmeye davet ediyor.
Kaynaklar:
Ukrayna’da Kadınlar, Tükenme Noktasına Geldi
Rusya’nın topyekûn işgalinin üzerinden dört yıl geçti ve Ukrayna’da milyonlarca insan elektrik ve ev ısıtması için mücadele ediyor; kriz özellikle kadınları derinden etkiliyor.
BM Kadın Birimi raporları, 2025 yılının kadınlar için çatışmanın en ölümcül yılı olduğunu ortaya koyuyor. 24 Şubat 2022’den bu yana 5.000’den fazla kadın ve kız çocuğunun öldüğü ve 14.000’inin yaralandığı doğrulandı; gerçek sayının ise çok daha yüksek olması muhtemel görünüyor.
Ukrayna’nın enerji üretim kapasitesinin yüzde 65’i yok edildi; bu durum toplulukları karanlığa gömdü, hareketliliği ve hizmetlere erişimi kısıtladı ve kadınların güvenliğini ve geçim kaynaklarını baltaladı. Kiev’den konuşan Ms. Wah, soğuk evlerin hastalıkları artırdığını, elektrik kesintilerinin psikososyal etkisinin de “aynı derecede ciddi” olduğunu söyledi. Kiev’den Irina, “Elektrik yoksa çocuklarım için okul, benim için de iş yok demek. Yani maaş da yok demek” dedi.

Ukrayna’daki Kızıl Haç yetkilisi, “Elektrik kesintisi olduğunda, sonuçlarına en çok maruz kalanlar genellikle en savunmasız olanlar. Yaşlılar, engelliler ve kronik hastalıkları olanlar için bu durum hayati tehlike arz ediyor” dedi.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sözcüsü Christian Lindmeier, çatışmanın sağlık üzerindeki yıkıcı etkisinin, Ukrayna’da “şiddetli ve yaygın” olan sağlık hizmetlerine yönelik saldırılarla daha da derinleştiğini söyledi.
BM Kadın Birimi İnsani Eylem Şefi Sofia Calltorp, Ukraynalı kadınların “ülkeyi ileriye taşıdığını” ve kadın önderliğindeki örgütlerin insani yardım çalışmalarının merkezinde yer aldığını belirtti. Bu örgütler, yüz binlerce Ukraynalıya hayati önem taşıyan koruma, psikososyal destek, acil yardım ve geçim kaynakları sağlıyor; ancak fon kesintileri nedeniyle şu anda ciddi tehdit altındalar. Calltorp, “Bu enerji kesintileri sadece teknik aksaklıklar değil, doğrudan kadınların güvenliğini, korunmasını ve ekonomik güvencesini baltalıyor. Uzun süreli karanlık, sokak aydınlatmasının olmaması ve ulaşımın aksaması kadınların hareketliliğini ciddi şekilde kısıtlıyor; tacize ve kazalara maruz kalma riskini artırıyor” dedi. Birçok Ukraynalı kadın, kadınların en çok risk altında olduğu sektörlerde çalışıyor.
Kaynaklar:
Derleme ve Çeviri: Telli Kayalar
Düzelti: Sabâ Esin
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sabâ Esin, Seda Bedestenci Yegâne, Sinem Yıldız
Seslendirme: Seher Yıldırım
Please login or subscribe to continue.
Üye değil misiniz? Üye olun. | Şifremi Unuttum
✖✖
Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.
✖