Background

Ramazan Yoğunluğunda Emeğin Görünmeyen Yükü

Asiye Süllü

Restoran mutfaklarında uzayan mesailer, servis çalışanlarının artan temposu ve bayram hazırlığında evlerde büyüyen kadın emeği… Yoğun dönemlerde görünmeyen emek yükünü konuşmadan adil bir çalışma yaşamından söz etmek mümkün değil. Bilhassa Ramazan ayında, restoran ve yiyecek-içecek sektöründe çalışan emekçiler için her yıl aynı gerçeği yeniden görünür hale getiriyor: artan müşteri yoğunluğu, uzayan çalışma saatleri ve çoğu zaman karşılığı ödenmeyen fazla mesailer. Mutfakta aşçılar, salonda garsonlar, serviste komiler… Her biri bu dönemin ağır temposunu omuzlarken, emeğin karşılığının eksiksiz verilmemesi ciddi bir hak gaspı olarak karşımızda duruyor.

Ramazan döneminde işletmelerin müşteri sayısı ve ciroları artarken bu yoğunluğun yükü doğrudan çalışanların omuzlarına biniyor. İftar saatine yetişme telaşıyla mutfakta tempo katlanıyor, servis personeli kısa süre içinde çok daha fazla masaya yetişmeye çalışıyor. Günlük çalışma süreleri fiilen uzuyor, dinlenme araları kısalıyor. Ancak birçok işletmede bu yoğunluk, yasal olarak ödenmesi gereken fazla mesai ücretlerine yansımıyor. Çalışanlardan çoğu zaman “idare etmeleri” bekleniyor. Oysa çalışma yaşamında temel ilke çok açıktır: Fazla çalışma varsa, fazla mesai ücreti de olmak zorundadır. Bu yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, aynı zamanda emeğe duyulan saygının en temel göstergesidir. Özellikle yoğun dönemlerde çalışanların fedakârlığı üzerinden maliyet düşürmeye çalışmak sürdürülebilir değildir Sahadan gelen geri bildirimler de benzer sorunlara işaret ediyor:

● Planlanan vardiyanın fazlasıyla üzerinde çalışma

● Yoğunluk gerekçesiyle kullandırılmayan molalar

● “Sezon böyle” denilerek ödenmeyen fazla mesailer

● Personel yetersizliği sebebiyle artan iş yükü

● Yorgunluk ve tükenmişliğe rağmen ertelenen izinler

Bu tablo yalnızca bireysel mağduriyetlerden ibaret değildir; aynı zamanda sektörel ve yapısal bir soruna işaret eder. Çünkü hizmet kalitesinin sürdürülebilirliği doğrudan çalışanların çalışma koşullarına bağlıdır. Yorgun, hakkını alamayan, güvencesiz koşullarda çalışan bir emekçiden uzun vadede verimli ve güler yüzlü hizmet beklemek gerçekçi değildir. Sendikal bakış açısıyla değerlendirildiğinde çözümün yolu da açıktır. İşyerlerinde:

● Çalışma saatleri şeffaf biçimde kayıt altına alınmalı

● Fazla mesailer eksiksiz ve zamanında ödenmeli

● Yoğun dönemler için ek personel planlaması yapılmalı

● Dinlenme ve mola hakları fiilen kullandırılmalı

● Çalışanların söz ve temsil hakkı güçlendirilmelidir

Unutulmamalıdır ki restoran sektörünün gerçek yükünü taşıyanlar, işletmelerin cirosuna ciro katanlar; mutfak sıcağında çalışan aşçılar, servis arasında nefes almaya çalışan garsonlar ve gün boyu ayakta koşturan komilerdir. İşletmelerin büyümesi ve müşteri memnuniyeti bu emeğin üzerinde yükselir. Bu nedenle emeğin karşılığının tam ve zamanında verilmesi bir tercih değil, zorunluluktur.

Ramazan yoğunluğu geçicidir; ancak çalışanların yaşadığı hak kayıpları kalıcı etkiler bırakır. Daha adil, insani ve sürdürülebilir bir çalışma yaşamı için fazla mesai ücretlerinin ödenmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi artık ertelenemez bir gerekliliktir. Ancak bu dönemin görünmeyen emek yükü yalnızca restoranlarda çalışanlarla sınırlı değildir. Bir başka büyük emek alanı da evlerin içinde sürmektedir.

Her akşam kurulan sofralar, yapılan alışverişler, hazırlanan yemekler, temizlenen mutfaklar… Bu işlerin önemli bir kısmı çoğu zaman kadınların omuzlarında yükselir. Gün boyu çalışan,

eve döndüğünde yeniden mutfağa giren, çocukların ihtiyaçlarıyla ilgilenen ve ertesi günün hazırlığını yapan milyonlarca kadın vardır. Ramazan ayına gelindiğinde ise bu ev içi emek daha da artar. Çünkü bayram yaklaştığında evlerde yeni bir hazırlık dönemi başlar: Evler temizlenir, dolaplar düzenlenir, perdeler yıkanır, misafirler için ikramlıklar hazırlanır, bayramlıklar alınır… Birçok evde bayram sabahının düzeni ve hazırlığı, günler öncesinden başlayan bu yoğun emeğin sonucudur. Ancak bu emek süreci görünmez kılınır. Çünkü ev içi emek çoğu zaman “zaten yapılması gereken işler” olarak görülür. Oysa bu işler zaman, planlama ve ciddi bir fiziksel çaba gerektirir. Alışverişten mutfağa, temizlikten hazırlığa kadar uzanan bu süreç çoğu zaman bir iş günü kadar yoğun ve yorucudur. Üstelik bu emek çoğu zaman kesintisizdir. Gün içinde yapılan hazırlıklar, akşam kurulan sofralar ve gece biten temizliklerle birlikte günler birbirini takip eder. Bayram yaklaştıkça tempo daha da artar. Birçok kadın için bayram hazırlığı yalnızca bir gelenek değil, aynı zamanda ciddi bir emek sürecidir. Evde her şeyin düzenli olması, misafirlerin iyi ağırlanması, çocukların ihtiyaçlarının tamamlanması gibi sorumluluklar çoğu zaman kadınların omuzlarına yüklenir. Oysa toplumsal hayatın sürdürülebilirliği ev içi emeğin adil bölüşümü ile mümkündür. Sofraların kurulması, evlerin düzeni, aile yaşamının devamı… Bunların hepsi büyük bir planlama ve emek gerektirir. Bu nedenle yoğun dönemleri konuşurken yalnızca alışverişten, kalabalık sofralardan ya da tüketimden söz etmek yeterli değildir. Bu düzenin arkasındaki emeği de görünür kılmak gerekir. Çünkü emek görünmediğinde değersizleşir.

Daha adil bir toplum için yalnızca işyerlerinde değil, hayatın her alanında emeğin değerini teslim etmek gerekir. Çalışanların haklarını korumak ne kadar önemliyse, ev içinde verilen emeği görmek ve paylaşmak da o kadar önemlidir. Restoran mutfaklarında çalışan aşçılar serviste koşturan garsonlar, gün boyu ayakta çalışan komiler ve evlerde bayram hazırlığı yapan kadınlar… Toplumsal hayatın görünmeyen yükünü çoğu zaman bu insanlar taşır. Ramazan yoğunluğu biter, bayram geçer, kalabalık sofralar dağılır. Ancak emeğin değeri unutulmamalıdır. Çünkü hayatın yükünü çoğu zaman görünmeyen emek taşır; adalet ise ancak o emek görünür olduğunda mümkün olur.

Editör: Öykü Varol
Düzelti: Öykü Varol
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sabâ Esin, Sinem Yıldız, Seda Bedestenci Yegâne
Seslendirme: Selen Küçükseller

Kadın Vardiyası – 2023
Bize Ulaşın: kadinvardiyasi@gmail.com

Login to enjoy full advantages

Please login or subscribe to continue.

Go Premium!

Enjoy the full advantage of the premium access.

Takipten Çık:

Takipten Çık Vazgeç

Cancel subscription

Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.

Go back Confirm cancellation