Background

Kamusal ile Özelin Arasında, Aile Mekânı Diye Bir Yerlerde

Bu yazıda evi aramayacağız. Belki bir ara yakınına uğrayacağız, ama o bize “ev” gibi gelmeyecek. Biraz dışarılarda dolaşacağız. 

Kentin karşılaşma imkânlarında fark edilmeyi, kimi zaman anonimliğinde kaybolmayı isteyeceğiz. Tıpkı, Kadın Vardiyası’nda 8 Şubat’ta yayımlanan Ravza Bölükbaşı’nın “Yürüyüşün Cinsiyeti” yazısındaki “Kendime ve kız kardeşlerime soruyorum. İçimizin bunaldığı, sorunlarımızla baş edemediğimiz veya heyecanımızın uyutmadığı gecelerde sokağa çıkıp yürüyüş yapmayı ya da bir parkta oturup soluklanmayı istedik mi?” sorusunun yanıtının mekânı gibi.1 Kent, kentsel mekân, kamusal mekân; tüm tanımlarıyla birlikte bu da değil midir zaten! 

Kamusal mekân ve özel mekân ayrımının bir yerlerinde “aile mekânı” kavramı durur. Bu kavramı, hakkettiği kadar konuşmadığımız, hele ki 2025 yılı “Aile Yılı” saldırısı ile gelmişken daha fazla irdelememiz gerektiği açık. Aile mekânı; kamusal alanda, özel alan yaratarak, kadınları yine ataerkil bir bağlama sokan mekânlar olarak ortaya çıkıyor. 

Hilal Alkan, 2011 yılında yayımlanan “Aile Mekânı” makalesinde, Ankara Keçiören’deki 2000 yılında açılan Atatürk Botanik Bahçesi’ne odaklanıyor ve kadınların hava almak, arkadaşlarıyla sohbet etmek, çaylarını içmek, en önemlisi de “dışarı çıkmak” için geldikleri parktaki cinsiyete dayalı mekânsal rejimi tartışıyor.2 Bu çalışmada Alkan, 1994’te göreve gelen önce MHP’li sonra Fazilet Partili, takibinde AKP’li olan belediye başkanının Keçiören’i bir cazibe merkezi yapma vaadi ve sonrasında otobüslerin bile durmadan geçip gidiverdiği vadide hummalı bir “park” çalışması hâsıl olduğunu anlatıyor. Kadınlar gerçekten de dışarı çıkıyorlar ve hatta parkın kullanımında kadınlar öyle aktif ve baskın oluyorlar ki, parka iş çıkışı gelen erkekler, “şunun kocası, bunun babası, onun oğlu” olarak tanıtılıyor. Alkan’ın çalışması kapsamında, parkı kullanan kadınlarla yaptığı ankette, belediyeden başka ne talepleri olur sorusuna yanıtlardan öne çıkanlardan birisi, “güzel, güvenilir ve temiz bir park” talebi. Çünkü kadınların kent mekânına erişimlerinde korku ve güvenlik kaygısı çok yer kaplıyor ve bu korkular kadınları mekânsal ve zamansal olarak kısıtlıyor. Belediye de bu parkı; bu talepleri, kaygıları ve korkuları görüp yanıt veren bir icraat olarak, “güvenli ve temiz bir aile mekânı” diye isimlendiriyor.

2000’li yılların başındaki Keçiören yerel deneyiminden, 2018 yılında bir devlet politikası ve seçim vaadi olarak somutlaşan “Millet Bahçeleri” ile “Millet Kıraathaneleri”ne uzanan sürekliliğe odaklanalım. Millet bahçeleri ve kıraathaneleri projelerinin, belirli bir türde, muhafazakâr, açık ama kapalı, her daim denetlenebilir ve kullanıcısına da bunu hissettirir bir kamusal alan yaratma çabası olduğu atlanmamalıdır. Millet Bahçeleri, kendi cenahı tarafından da beton karakteri eleştirilen AKP’nin sadece “yeşil alan da yapıyoruz” iddiasından ibaret değildi. O yeşil alanı da kamusal mekânı da “biz yapıyoruz, içini de biz dolduruyoruz” demekti. Millet bahçelerinin yeni bir kamusal alan yaratma çabasının başında, kontrollü, denetimli, gözetimli bir kamusal alan tarifi geldi. Saray Rejimi’nin yarattığı bu yeni kamusal mekânda kadınlara “aile mekânı” kavramıyla özel mekân dayatıyorlar. 

Hatta bir başka kamusallığı tartışmalı ama yine de literatürde dâhi kamusal mekân sayılabilecek AVM’leri üreten ve tüketen muhafazakâr ailelerin genç çocuklarına dikkat kesilelim. Aynı mağazanın herhangi bir sokaktaki, caddedeki şubesinde çalışmasına, arkadaşlarıyla akşamın 10’una kadar “dışarıda” kalmasına müsaade etmeyecekleri kızlarının, AVM’de çalışmasına ve “dışarısı” olan “içeri”de kalmasına izin veren aileler için de AVM’ler aile mekânı sayılabilir. 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2016 yılında Aile Dostu Kentler Etüt Araştırması yaptırmış ve yayımlamış.3 Çalışma, kente dair tüm tanımları aile ve diğerleri, ev ve ev dışındaki her şey olarak tanımlamaktadır. Aile dostu kent kavramına yaklaşım için öncelikle katılımcıların aile kavramına nasıl baktıkları sorulmuş ve çalışmadan iki temel yaklaşım elde etmişler. Bunu da dosdoğru biçimde, aileyi merkeze koyan ve koruyan muhafazakâr perspektiftekiler ve aileyi tanımlamak dâhi istemeyen diğerleri olarak ortaya koymuşlardır. Araştırmanın sonrasında, uzmanlarla yapılan mülakatlarda aranan yanıtlar bulunamamış ve editör, sonuç olarak aile dostu kent kavramından vazgeçmeden, “hedeflenen kentsel mekânın oluşması için yaşanabilir kent kavramının kullanılması daha uygundur” diye bitirmiştir. Yani yaşanabilir kentler çatısının altında bir yerde, yine de aile dostu kent kavramını ısrarla tutmaktadır. Bu ısrar, bu yaklaşım sadece mekânsal kararlardan ibaret olabilir mi? Ya da tersten soralım: Mekânsal kararlar iktidardan, siyasetten bağımsız alınabilir mi?

Aile çay bahçesi, millet bahçesi, aile restoranı, aile sokağı, aile gazinosu, aile apartmanı, aile ön takılı bir şeyler işte… Şimdi buna, “adamlar” park bahçe yapmış, bize yine yaranamıyorlar, demeyeceğiz tabii ki. Çünkü yolun gidişi belli. 

Bekâr kadın hâlinle sana evini kiralamışlar ya, daha ne istiyorsun! Sokak huzurlu işte, sen de misafir, sevgili falan getirme! Kocan çalışıyor zaten, aç-açıkta değilsin, çalışma sen de! Galata Köprüsü’nün altındasın, dünyanın en güzel manzarası, ye işte balığını, rakı makı da deme! E oldu olacak, İstiklal Caddesi’nde de yürümeyiverin, izin vermiyorlar işte! Huzurunu bozmayın Ali Rıza Bey’in. Hatta Ravza’nın sorusuna yeniden dönelim. Sokaklarda, parklarda, gece vakti ne diye ağlıyorsun, ev mi dar geldi!

Yok, öyle değil. Biz ucunu, kıyısını değil, hayatın her anını, her mekânını istiyoruz, arzuluyoruz, özlüyoruz. “Aile” kisvesi altında önümüze konulan, muhafazakâr, karanlık, kupkuru o kutuya sığmayacak kadar biricik hayatlarımızı savunuyoruz. Birbirimizin elini bırakmıyoruz. 

  1. Bölükbaşı, R. (2026, 8 Şubat). Yürüyüşün cinsiyeti. Kadın Vardiyası. https://kadinvardiyasi.org/serbest-kursu/yuruyusun-cinsiyeti/
    ↩︎
  2. Alkan, H. (2011). Bir aile mekânında cinsiyet, cinsellik ve güvenlik. Neoliberalizm ve mahremiyet: Türkiye’de beden, sağlık ve cinsellik içinde (ss. 151-170). Metis Yayınları.
    ↩︎
  3. Şentürk, M. (Ed.). (2016). Aile dostu kentler etüt araştırması (Araştırma ve Politika Serisi No. 40). T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. https://www.aile.gov.tr/uploads/athgm/uploads/pages/arastirmalar/aile-ve-dostu-kentler-etut-arastirmasi.pdf

    ↩︎
Editör: Sinem Yıldız
Düzelti: Sinem Yıldız
Tasarım ve Sosyal Medya: Melike Çınar, Sabâ Esin, Seda Bedestenci Yegâne, Sinem Yıldız
Seslendirme: Şadan Genç

Kadın Vardiyası – 2023
Bize Ulaşın: kadinvardiyasi@gmail.com

Login to enjoy full advantages

Please login or subscribe to continue.

Go Premium!

Enjoy the full advantage of the premium access.

Takipten Çık:

Takipten Çık Vazgeç

Cancel subscription

Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.

Go back Confirm cancellation